Dünyada hâlâ çok fazla kölelik vardır. Kimi zaman böyle adlandırılmaz, ama bir kişi “terk etmek”te özgür olmadığında, “kaçarsa” cezalandırılacak olduğunda, bu köleliktir. Birinin her aklına estiğinde insanlar “kapı dışına konuyorsa”, bu da bir kölelik durumunu gösterir. Eğer bir kişi kendi çıkarları uğruna değil de, temel varlığını korumak ya da sürdürmek amacıyla acı verici işlere ya da alçaltıcı seçimlere zorlanıyorsa, bu da bir kölelik oluşturur. Her tür kölelik koşulları altında aileler ve tinler bozulur ve sonsuza kadar değilse bile, yıllarca kaybedilir.
Kendimiz olmamız, diğer pek çok kişi tarafından dışlanmamıza neden olur, buna karşılık başkalarının istediklerine boyun eğmemiz de kendi kendimizden sürgün edilmemize yol açar.
“Eğer bir ressam olsaydım,
Mutlaka paha biçilmez bir tabloda,
Esir ederdim yüzünü.
Eğer bir heykeltıraş olsaydım,
Tapılacak bir heykel içine şeklederdim ruhunu.
Eğer bir şair olsaydım,
O zaman dilden dile seyyar ederdim ismini.
Eğer bir kâşif olsaydım, öylesine keşfederdim ki seni!
Keşf-i tenini, tarihin her bir ayrı kitabı çizer,
Bütün medeniyetler hac ederdi topraklarına.”