“Her sabah uyandığında aynı şeyleri yapabilmek, özgürlüktür!” dedim geniş, aydınlık bir gülümsemeyle gerinerek.
“ Kendi istediğin, kendi seçtiğin aynı şeyleri ama!” diye düzeltti.
“Özgürlük, her sabah uyandığında istediğin aynı şeyleri yapabilmektir!”
Haklı olduğuna inandığında hep yaptığı gibi kendisine hayran, biraz şımarık bir bakışla burnunu bükerek güldü. O gülünce içim şenlenir. Nerede ara vermişsem, oradan yapışırım yaşama.
“Düşünsene Tuna, her gün istemediği işleri ‘mecburen’ yapan milyarlarca insan var ve gündelik yaşam yalnızca bu nedenle bile korkunç, berbat ve çok… çok sıkıcı!” dedi.
“Yine de insana en az sıkıcı gelen kurallar, kendi koyduğu kurallardır!”
“Kuralsız olsak, özgür ve bağsız!..” dedim içimi çekerek.
Biz insanlar çelişki dolu tuhaf yaratıklarız. Baksana halimize, kendi inşa ettiğimiz hapishanelerde yaşıyoruz - adına ev, aile, akrabalar, töreler diyerek… Sonra bu duvarların arasında boğulup çıldırıyor, ama yıkılmasın diye de uğruna hayatımızı siper ediyoruz…”