Ruhumuzun güzel, ama geçici konuğu sevinç de öyle uçup gitmez mi? Tek bir ses neşeyi anlatma çabasını sürdürmez mi boşuna?.. Kendi yankısında hüznü, boşluğu duymaya başlamıştır artık bu ses, sonra o da susar... Çoşkun, hür gençliğin canlı arkadaşları da birbiri ardından yok olmaz mı öyle?.. Sonunda yapayalnız bırakmazlar mı arkadaşlarını? Geride kalanlar üzülen! Yüreği keder, hüzün doludur, teselli bulamaz bir şeyde...
İnceden bir yel çıktı yeşil suyun yüzünü kırıştırdı. Şimdi suyun yüzü incecikten ipileşiyor. Su ta dibe kadar, derin, gün vurmuş, dibinden ışıklarla karman çorman olmuş, suyun dibi, bir yanı koyu yeşil, yeşil karanlık, bir yanı ışıklı aydınlık dalgalanıyor. Selim balıkçı dibe kadar uzayıp giden kalın ak ipini dipteki yarı ışıklı yeşil dalgalara kadar, günün vurduğu dibe kadar izliyor.