Diconnectus Erectus

Diconnectus Erectus
Soğuk harfler bu ruhun kutsal çiçeklerini nasıl anlatabilir?
Edebiyat ve Coğrafya Öğretmeni
Yüksek Lisans
Mersin
30 kütüphaneci puanı
1086 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Yabancılaşma/Anlamsızlık
7/10
·112 syf.··
2019 52. kitabı
Kitabın adından da anlaşılacağı üzere; Baş karakter Meursault kendine, çevresine, annesine, yaşadığı ortama; kısacası her şeye “Yabancı”laşmıştır.Yazar bize bu karakterle aslında modern çağın yabancılaşmış insanların eleştirisini sunar. Karakterimiz genel olarak umursamaz, basit zevkleri olan, hayatı ve hayatının sıradanlığını kabullenmiş. Cezayir’de kendi halinde yaşayan bir adam.Bu karakter sayesin Albert Camus'un "saçma" veya "anlamsızlık" felsefesinin rahatça işlediği bir roman olarak karşımıza çıkıyor. Fazla içerikten bahsetmeden size şu örnekleri verebilirim: -Annesinin ölümünde en ufak üzüntü duymadan, annesinin cenazesini görmek istememesi ve cenazesinin yanında sütlü kahve içerek keyif yapması -Hayatına giren Marie adlı kadına karşı kayıtsız kalması(Evlenme teklifini Marie eder) -Umursamadan ve anlamsızca bir cinayet işlemesi -Mahkeme de bir savunma yapmayan... -Hicbir inanca ait hissetmemesi(Tanrının önemsiz olduğunu söylemesi) Mahkemedeki savcı ise bir nevi toplumu ve biz okuyucuları temsil etmektedir.Bunu ise cinayet davasını dönüştürerek, savcının üzerine gittiği mesele Meursault’un insanlık dışı bir yaratık olduğudur. Annesinin ölümüne kayıtsız olan bir varlık bizden olamaz. Bu argümanı kanıtlamak için uğraşıp dururlar. Romana adını veren Yabancı kavramı bu noktadan kaynaklanmaktadır. Fransızca orijinali L’Étranger ecnebi, denizaşırı, bilinmeyen, dışarlıklı, yabancı, bağlantısız, yaban, yaratık (alien) gibi çok farklı anlamlara gelmektedir. Mahkeme Meursault’un insanlık çemberinin dışına atılması sürecidir. Dolayısıyla yok edilmesi gerekir, idama mahkum olur. Ona göre tek gerçek ölümdür. Onun dışındaki her şey anlamsızdır. Rahibi tartaklar. Soğukkanlı değildir. Daha çok öfkeli gibidir. Tanrıtanımazlığı adeta tanrının olmayışına duyduğu bir öfkenin
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gerçekten Kurguya
8/10
·232 syf.··
2018 109. kitabı
Sıkıcı,sıradan,anlaşılmaz ve samimiyetsiz insan topluluklarından uzaklaşıp, sığındığım limanlardan birisi de çizgi romanlardır.Son zamanlar keyifle okuduğum çizgi roman Tokyo Gul(Ghoul)' dur. Seri, Tokyo’da olan garip cinayetlerle başlar. Cinayet mahali ve delilleri inceleyen polis, faillerin insan yiyen gûllar olduğu sonucuna varmıştır. Tokyo sakinlerine korku salan bu canavarların gündüzleri nasıl saklandıkları, avlarını nasıl seçtikleri ve neden yedikleri bilinmemektedir. Manganın başkahramanı Ken Kaneki ve üniversite arkadaşı Hide, gûlların gündüzleri insan gibi davranarak, insanların arasına karışıp yaşadıklarını düşünmektedir. Kitap okumayı seven Kaneki, sıklıkla gittiği kafede kendisi gibi kitap okumayı seven bir kızla karşılaşır. Rize adındaki bu güzel kızla beraber güzel bir gün geçiren Kaneki, onu evine bırakırken bu güzel kızın gerçek kimliği öğrenir ve şok olur. Rize, son dönemde sıklaşan cinayetlerin faili gûldur. Kaneki’yi yemek için böyle bir tuzak kurmuş olan Rize, iştahla avını parçalarken yanlarındaki inşaattan düşen demirler nedeniyle ölür. Rize’nin iç organlarının kendisine nakledilmesiyle hayatta kalan Kaneki, yarı insan/ yarı gûl bir varlık olur. Yeni kimliğini kabullenemeyen Kaneki, kendini, gûlların peşindeki polisler, polislerin peşindeki terörist gûllar ve bu karmaşa arasında insanlarla huzur içinde yaşamak isteyen gûlların dünyasında bulur. Yeni tanıştığı insanlara çabucak güvenmek gibi kötü bir özelliği olan Kaneki’nin başı beladan kurtulmayacaktır. Japon çizgi romanları okumamın nedenlerinden biri ise bu romanda olduğu gibi kurgulardaki ve karakterlerdeki psikolojik unsurların dramatik olarak bize sunmasıdır.Bu çizgi romanda da Kaneki' nin yaşadığı dönüşümün bütün yanları bize sunuyor.Eğer hayat size de sıkıcı geldiyse, neden hala
Edebiyat
Tokyo Gul 1. CiltSui Ishida · Gerekli Şeyler · 20151,845 okunma
Eski Dil
7/10
·376 syf.··
2019 6. kitabı
Türk Dili ve Edebiyatı bölümü okuyan lisans düzeyindeki öğrenciler için tavsiye ederim.Kitabı hazırlayan Muharrem hocanın bilgisini ve hocalığını tartışmaya gerek yok.Kitabın en sevdiğim özelliği basitten zora doğru bilginin ve örneklerin gelişimidir.Bol bol örnekler üzerinde çalışma yapacağınız bir ders kitabıdır.Muharrem hocanın konulardaki ipuçlarını bence ayrı bir yere not alınız.Çünkü belli bir zaman aralığında tekrar yapılmazsa unutulması olağandır.
Edebiyat
Osmanlıca DersleriMuharrem Ergin · Boğaziçi Yayınları · 2010107 okunma
5 Aşamada İnceleme
6/10
·189 syf.··
2018 127. kitabı
1. KİTABIN KONUSU : Annesi vereme yenik düşmüş ve kendisi de bu illetin pençesinde yaşam mücadelesi veren genç bir kızın yaşadıkları. 2. KİTABIN ÖZETİ : NEMİDE Şevket Bey zengin bir adamın ikinci oğlu idi. Önce ağabeyini daha sonra babasını kaybetti. Babasını kaybettiğinde kendisine Sultanahmet Caddesi’nde bir konak, Kanlıca’da bir yalı, beş altı dükkan, bir zeytinlik, bir çiftlik kalmıştı. Şevket Bey babasının sağlığında herşeye meraklıydı hemen hemen her iş hakkında bilgi edinmişti. Hiçbirşeyin üzerinde çok fazla durmamış fakat hepsine eğilimi olduğunu göstermişti. Babasının ölümünden sonra Şevket Beyin içinde bir boşluk oluşmuştu. Günler bu şekilde geçerken bir gün annesinin yanında yürümekte olan genç bir kız görmüştü. O an içinde bazı kıpırdanmalar oldu. Kıza o kadar dikkatle bakmıştıki kızcağızın yüzü kızarmıştı. Şevket Bey daha sonra aynı kızı bir kere daha görmüş ve evine kadar takip etmişti. Kızın girdiği ev Şevket Beyin evine yakın bir yerde bulunuyordu. Bir süre düşündükten sonra Şevket Bey bu kız ile evlenmek istediğini kızın annesine bildirmiş ve bu isteği olumlu karşılanmıştı. Şevket Bey evlendiğinde sanki dünyanın en mutlu insanı olmuştu. Fakat bu mutluluğu fazla uzun sürmedi. Karısı Naime hastalanmış ve doktorların muayenesi sonucu kesinlikle çocuk yapmaması tavsiye edilmişti.Fakat bu tavsiye biraz geç kalmış bir tavsiye idi.Çünkü Naime gebe idi. Naime çocuğunu doğurdu fakat kendisi hayata gözlerini yumdu. Yeni doğan bu kıza Nemide adını verdiler. Bu acıya dayanamayan Şevket Bey yeni doğan bebeğini Dr. Osman Beye emanet ederek iki yıllık bir seyahate çıktı. Dönüşte kızını doktordan geri aldı. Fakat kızının da bünyesi annesi gibi çok zayıftı ve ömür boyu sağlığına büyük bir dikkat gösterilmesi gerekiyordu. Şevket Bey’in bundan sonra kendi hayatını
Edebiyat
NemideHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 20051,038 okunma
İhanetler Üzerine
8/10
·416 syf.··
2018 132. kitabı
5 KADEMEDE İNCELEME : 1.KİTABIN KONUSU: Aile arasında yaşanan trajedileri, aile arasında geçen kavgaları ve ailelerin parçalanmalarını anlatmaktadır. 2.KİTABIN ÖZETİ: İstanbul’da iç hastalıkları dalında uzman doktorluk yapan Ömer Behiç ve eşi Vedide Hanım kitabın baş kahramanları. Ömer Behiç küçüklüğünde hep ailesinin sözünü dinlemiş, buyruklarından sapmamış ve itaatkar bir evlat olarak yetişmiştir. Ama meslek seçiminde ailesini dinlememiş ve kendi emelleri doğrultusunda hareket etmiştir. Babası onun Dahiliye yada Maliye’de çalışmasını istemiştir ama o, onlara doktor olacağını söyler, bu fikri ailesine açtığı zaman yanında eniştesi de vardır. Eniştesi de zamanında meslek seçimi konusunda ailesinden baskı gördüğü için bu olayda Ömer Behiç’e sahip çıkar. Ömer Behiç kendisini, ailesinin haberi olmadan Mülkiye Tıp Fakültesine kaydını yaptırır. Arkadaşları İstanbul’un çeşitli semtlerinde kendilerini eğlendirirken, Ömer Behiç arkadaşlarına eşlik etmeyerek her boş anını değerlendirir. Lakin arkadaşları arasından, Bekir Servet Bey onunla hep dalga geçerek onu ikna eder ve onu da bazen eğlencelere iştirak etmesini sağlar. Fakat Ömer Behiç bu olaylardan sonra hep pişman olur ve derslerine daha da sıkı çalışır. Dolayısıyla okulunu birinci olarak bitirir. Bu durum hiçkimse tarafından olağan karşılanmamıştır. Herkes zaten böyle birşey olmasını beklemektedir. Okulunu birincilikle bitirdiği için Ömer Behiç’i , Avrupa’da okuması için devlet tarafından gönderilir. Orada da başarılar edinir. Burada okuduğu sırada anne ve babasını yitirir. Bu olay onu çok derinden etkilemiştir. Onların yanında olamadığı için bir an okuduğu için kendi kendine feryetlar eder. Aradan zaman geçtikten sonra İstanbul’a geri döner. Adeta kendini yeni doğmuş bir bebek gibi hissetmektedir. Bundan sonra
Edebiyat
Kırık HayatlarHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 20162,547 okunma