Abdulhakim

Abdulhakim
@JohanLiebert
"Ressam" isimli kitabım çıktı, buradan alabilirsiniz: m.kitapyurdu.com/index.php?route... Müziklerim: youtube.com/channel/UCPoIBR...
1/10
·160 syf.·
Yazar olmak zor iş. Kitap satabilmek daha zor iş. Fakat bu denklemde Kitap satabiliyorsanız yazar olup olmamanız çok önemli değil. Nice yazarlar var ilk kitabından sonra yazarlığı bırakan. Nice yazar olduğunu sanıp yazar olmayanlar var patlamış mısır gibi her altı ayda bir kitap yazıp çıkartan. Kitap çelişkilerle dolu. Aşık bir adamın ruh hali böyleyse zaten yandı tüm kadınlar. Kitaptan bir şeyler bekliyorsun ama yok. Okuma alışkanlığı kazandırmaz. Kitabı bir fuarda gördüm. Üç beş sayfa okudum ve almamaya karar verdim. Almayın derim ben. Çok kötü.
Yine de SevdikMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 20184,498 okunma
Abdulhakim
Günümüz insanının bozuk Türkçe'sini aktarmanın gerçekliği artıracağını düşündüm. 90 lı yıllarda konuşulan Türkçe ile bugün konuşulan Türkçe arasında dahi dağlar var; ek olarak klasik eserlerdeki dile alıştığımız ve bir eserin edebi değerinin o tarz bir dile sahip olmanın öncelikli kuralı olduğu algısını zihnimizde taşıdığımız için, "Ya he he" diyalogu bizi irite ediyor. Birçok kişi betimlemeyi yetersiz bulduğunu söyledi. Bunun da yine bahsettiğim alışkanlıkla ilgisi olduğunu düşünüyorum. Günümüzde, günümüz Türk insanını zengin bir bakışla tahlil eden, güncel olayları ve bunların devre etkisini iyi anlatan bir eser olmadığını düşünüyorum. Betimleme konusunda kasten böyle davrandım. Fark ettiyseniz bazı yeni teknikler denedim; dehşete kapıldı demek yerine düşünce dünyasını öğrendiğimiz tırnak içindeki yere "!#####!" yapmak gibi. Bunun dışındaki üç teknik şöyle: 1) Bana has tasvirlerin etkisi artsın diye onlardan önce klişe tasvirlere büyük yer verdim. 2) Bazen anlatıcıyı dar görüşlüymüş gibi gösterdim. Böylelikle okur romanı doğru yorumlayabilmek için yalnızca kendine güvenmek zorunda kalacaktı. 3) Roman, Vitas'ın Opera 2 şarkısını andırmalıydı. Bu şarkının başında az enstrüman kullanılıyor ama sade ve gizemli bir hava var (Az tasvir ile gizemli olay örgüsü). Vitas'ın birdenbire attığı o yürekten çığlık ise romanın öz anlamını bir nevi gün yüzüne çıkaran son sayfalar. Amacıma ulaştım mı bilmiyorum, eleştiriniz için çok teşekkür ederim. :)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
1/10
·160 syf.·
Yazar olmak zor iş. Kitap satabilmek daha zor iş. Fakat bu denklemde Kitap satabiliyorsanız yazar olup olmamanız çok önemli değil. Nice yazarlar var ilk kitabından sonra yazarlığı bırakan. Nice yazar olduğunu sanıp yazar olmayanlar var patlamış mısır gibi her altı ayda bir kitap yazıp çıkartan. Kitap çelişkilerle dolu. Aşık bir adamın ruh hali böyleyse zaten yandı tüm kadınlar. Kitaptan bir şeyler bekliyorsun ama yok. Okuma alışkanlığı kazandırmaz. Kitabı bir fuarda gördüm. Üç beş sayfa okudum ve almamaya karar verdim. Almayın derim ben. Çok kötü.
Yine de SevdikMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 20184,498 okunma
Abdulhakim
Merhaba. Baştan bu yazınızla ilgisi olmayan bir yorum yazdığım için özür dilerim. Mesaj atamadığım için buraya yazıyorum. İncelemelerinizi çok beğeniyorum; öz ve açık. Müsait olduğunuz bir vakit 30 sayfalık "Devrim" isimli hikayemi okuyup eleştirirseniz çok sevinirim. Link: m.yollayap.com/bbtc/1557404644... Her halükarda teşekküler, hayırlı ramazanlar.
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2015 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2015 11:12
Türk siyasi tarihinin eski dönemleri o kadar tek taraflı anlatılmaktadır ki, bildiğiniz şeyleri bile size unutturabilir. Medya ve edebiyat destekli en büyük ön yargılardan birisi de 12 Eylül'de sadece sol görüşlü insanların işkence gördüğü, hapis yattığı, öldürüldüğü, zulüm ve baskı görmüş olması algısıdır. Oysa bu konuda da hep tek taraflı bir algı oluşmuştur. Bu algının bence iki önemli sebebi vardır. Birisi, bir tarafın acısını aktarmak, paylaşmak ve dile getirmekteki başarısı, ikincisi de diğer tarafın bu acılarla mücadele etmenin yolu olarak susmayı ve içine atmayı tercih etmiş olmasıdır. Elbette her iki ideolojinin devlete bakış açıları da bu durumu açıklayacak şifreler içermektedir. İşte bu noktada yazarın kitabın adıyla müsemma olarak okuyucuya pek çok şeyi hatırlattığını anladım. Bu dönemi karşıt görüşü tarafından da taşkın bir seviyeye gelmeden okunabilecek halde kaleme almış bir roman aranıyorsa bence bunun miladı Hatırla Beni olabilir. Zira Milliyetçi edebiyatın biraz kendi çevresi ve içinde kapalı olması sıkıntısını aşabilecek bir üsluba sahip. Geçmişte kendisini dışarıya tanıtmak ve insanları kendi düşüncesi etrafında toplamak için reklamvari stratejilerden uzak durmak gibi içe kapalı yol izleyen sağ siyasetinin güncel ideologlarının daha kararlı, kendisini daha iyi ifade edebilen ve argümanlarını karşısındakilere daha ikna edici olarak sunabilen eğitimli bir altyapısı var. Yıllardır suskunluğu ve içe kapanıklığını devlete zarar vermekten imtina etmek yerine yobazlık ve sığlık olarak algılayan bir kesime kendi düşünce dünyasının derinliğini keşfetmek için sunulmuş bir zeytin dalı gibi de görebilirsiniz. Bu nebze katmanlı, bir genç kızın saf düşüncelerinden, eylemli ideolojiye geçişinin etkili şekilde anlatıldığı, kaybedilenlerin karşısında hiçbir şey
Edebiyat
Hatırla BeniMisli Baydoğan · Berikan Yayınları · 2014100 okunma
Abdulhakim
Elinize saglik. Tam on ikiden vurmussunuz.
Kavgada söylenmez
"Mevcut edebiyatımızın tümünün neredeyse yüzde doksanı halkın cebinden bir kaç kuruş aşırmaktan başka bir hedef gözetmez, ve bunu başarmak için yazar, yayıncı ve eleştirmen elbirliği edip güçlerini birleştirmişlerdir."
Sayfa 30 - Şule Yayınları - Çeviri: Ahmet Aydoğan - 2012·Kitabı okudu
Abdulhakim
Gunumuz Turkiyesi daha beter.