Abdulhakim

Abdulhakim
@JohanLiebert
"Ressam" isimli kitabım çıktı, buradan alabilirsiniz: m.kitapyurdu.com/index.php?route... Müziklerim: youtube.com/channel/UCPoIBR...
1/10
·320 syf.··
2019 2. kitabı
Sen ki Nietzsche, kendi düşünce sistemini sağlam kuramayanlar için ender bulunan bir limansın! Ahlak felsefen ile reenkarnasyon arasında pek az fark olmasına rağmen, onlara “Dinlerin çökmüş ahlak sistemleri…” demelerine izin veriyorsun ki tüm dinleri aynı kefeye koyma hatasını da yaptırıyorsun bu yolla. “Tüm felsefeler saçmalıktır. Hegel, Kant, Sokrates… Bunlar kelime ustalarıdır yalnızca.” Böyle söyleyince insan ne kadar da yobazlaşıyor, cahilleşiyor değil mi? Ancak “Bazen tüm dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum.” deyince “göremediğimiz” o kutsal hakikat, hayattan alınan o eşsiz haz bizi kuşatıyor? Kendine Müslüman diyenler İslam ile alakası olmayan şeyler yaptığında ve kendine ateist, feminist vs. diyenler yine savunduklarının tam aksini yaptıklarında, gerçek dediğimiz şey de buna göre eğilip bükülüyor mu? “Din” ne demektir? “Din” in sözlük anlamını göz önünde bulundurduğumuz takdirde, insanların ferd ya da toplum olarak uydukları düzen, benimsedikleri gidiş ve izledikleri yol gibi bir mana da ihtiva ettiğini görürüz. İzlenen bu yol ve benimsenen bu düzen yalnızca ferd sınırında kalmadığı gibi, dünya hayatını aşarak Âhiret’i de; insanlığın kendi aralarındaki ilişkileri de aşarak çevresindeki varlıklarla her türlü münasebetini etkilemektedir. Kendisinin ve başkalarının davranışlarını, tutum ve faaliyetlerini, konumlarını hem belirlemekte hem de bunları değerlendirmesini sağlayan değerleri ve ölçüleri eline vermektedir. Din’in genel olarak mahiyeti bu olunca, ister Allah tarafından gönderilmiş olsun, ister beşer kaynaklı olsun her bir düzen ve sistem bir “din”dir. Yani aynı zamanda bütün ideolojiler,…izm’ler, ve doktrinler de birer dindir. Bunların yalnızca dünya ile ilgili tezler olarak kendilerini sunmaları ve âhiretle, dinle, inançla ilgili
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · Kum Saati Yayınları · 201547,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
2/10
·592 syf.··
2018 22. kitabı
Lise yıllarımda can sıkıntısından kurtulmak için elime aldığım bu kitabı, daha da derinleşen bir can sıkıntısıyla bitirmiştim. Bu kitapta anlatılanlar; İngiltere'de "aile" kavramının olmayışı, dedikodu uğruna hayatlarını bile verebilmeleri ve gençlerin bunaldıklarında çok kolay intihar edebilmelerinden ibaret.
Boş KoltukJ. K. Rowling · Doğan Kitap · 20132,018 okunma
8/10
·376 syf.··
2018 19. kitabı
Müthişti. Hiç yemediğim kırbaçları yedim sayesinde, sağ olsun. Mahkumların ve diğerlerinin psikolojilerini çözmekten ziyade, onların hangi durumda ne yaptıklarını yansıtmış. Gözlem raporu gibi. Ama bu yansıtma işini usta bir kalemle yaptığı için, empati duygumuz zirve yapıyor. Ben birinin kütüphanesinde beş tane Dostoyevski ve üç büyük Tolstoy romanı görmezsem o kişinin kitap okumadığına inanırım.
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,7bin okunma
10/10
·510 syf.··
2018 18. kitabı
Assassin's Creed oyununun üzerimdeki inanılmaz etkisiyle, heyecan içinde elime aldığım bu şaheseri, açlıktan kıvransam bile yemeği unutarak okumuştum. Evimizin çatısına çıkıp çıkıp atlıyordum terasa. Tabii o zamanlar onüç yaşımdaydım. :D
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
Puan vermedi·705 syf.··
2018 2. kitabı
Bence Dostoyevski, insanı anlamak için aklından çok yüreğine başvurmuştur. Zaten kocaman olan yüreği, acılarla harmanlanarak daha çok büyümüş ve insanı ruhsal yönden etkileyen en ince ayrıntıları bile yakalayabilecek, yani dünyadaki en acı çeken insanın ne hissettiğini hissedebilecek kıvama gelmiştir. Ancak kalbi, onun bir ayağını ve bir kolunu aklına bağlamıştır. Bundan dolayı kendiyle sık sık çelişir, çünkü onun asıl derdi barış, merhamet ve sevgidir; değişip duran düşünceleri de ütopya isteğinden rastgele fırlamıştır. (İnsan düşüncelerinin kölesi değil, onlar insanın kölesi olmalıdır diyenler çıkacaktır. Ben de şöyle derim o zaman; o başka, kafanın karmaşık olması başkadır.) Zalimlere olan öfkesi, içinde bir katil doğurmuştur: Raskolnikov. Kendinden başka kimseye zararı olmayan, zavallı, dışlanmış vs. olanlara olan sevgi ve merhameti de Sonya ve daha nicelerle çıkmıştır karşımıza defalarca. Bu romandaki sahnelerin çarpıcılığı, bizi zihnin derinlerinde boğması ve başarılı şekilde örülmüş felsefik kurgusu övülecek noktalardır. Yerilecek noktalar ise; yazarın iç ses ile dış sesi bazen birbirinden ayırt edemeden, özensizce yazmış olması, reklam gibi birden araya girip bizi rahatsız eden betimlemeler, kişilerin çoğunun konuşmalarının bir yere varmaması, uzattıkça uzatmalarıdır. (Bunda da şüphesiz, Raskolnikov'u ortaya çıkarmak için indiği yeraltından çıkamaması etkilidir) Duygu ve mantık dengesini kuramasa bile, duygu ve mantık dengesini çoğu kez kuramayan biz insanları çarpan böyle bir şaheseri, üstelik aceleyle ve hayatta kalmak için yazmış olması, ayakta alkışlanması için yeter.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma