Sen ki Nietzsche, kendi düşünce sistemini sağlam kuramayanlar için ender bulunan bir limansın! Ahlak felsefen ile reenkarnasyon arasında pek az fark olmasına rağmen, onlara “Dinlerin çökmüş ahlak sistemleri…” demelerine izin veriyorsun ki tüm dinleri aynı kefeye koyma hatasını da yaptırıyorsun bu yolla.
“Tüm felsefeler saçmalıktır. Hegel, Kant, Sokrates… Bunlar kelime ustalarıdır yalnızca.” Böyle söyleyince insan ne kadar da yobazlaşıyor, cahilleşiyor değil mi? Ancak “Bazen tüm dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum.” deyince “göremediğimiz” o kutsal hakikat, hayattan alınan o eşsiz haz bizi kuşatıyor? Kendine Müslüman diyenler İslam ile alakası olmayan şeyler yaptığında ve kendine ateist, feminist vs. diyenler yine savunduklarının tam aksini yaptıklarında, gerçek dediğimiz şey de buna göre eğilip bükülüyor mu?
“Din” ne demektir?
“Din” in sözlük anlamını göz önünde bulundurduğumuz takdirde, insanların ferd ya da toplum olarak uydukları düzen, benimsedikleri gidiş ve izledikleri yol gibi bir mana da ihtiva ettiğini görürüz. İzlenen bu yol ve benimsenen bu düzen yalnızca ferd sınırında kalmadığı gibi, dünya hayatını aşarak Âhiret’i de; insanlığın kendi aralarındaki ilişkileri de aşarak çevresindeki varlıklarla her türlü münasebetini etkilemektedir. Kendisinin ve başkalarının davranışlarını, tutum ve faaliyetlerini, konumlarını hem belirlemekte hem de bunları değerlendirmesini sağlayan değerleri ve ölçüleri eline vermektedir.
Din’in genel olarak mahiyeti bu olunca, ister Allah tarafından gönderilmiş olsun, ister beşer kaynaklı olsun her bir düzen ve sistem bir “din”dir. Yani aynı zamanda bütün ideolojiler,…izm’ler, ve doktrinler de birer dindir. Bunların yalnızca dünya ile ilgili tezler olarak kendilerini sunmaları ve âhiretle, dinle, inançla ilgili