İklimler, aşkın yazı kışı ve baharını iyi bir dille anlatıyor. Sevmek mi sevilmek mi? Aşkı saf, temiz, hesapsız yaşayıp sevilmeyen taraf olmak mı yoksa olabildiğine özgür davranıp en sevilen olmak mı?
Phileppe hayatının yazını Odile isimli özgür, hesapsız bir kadınla yaşıyor. Hiçbir zaman tam anlamıyla sahip olamayacağını bildiği dizginlenemez bir kadının cazibesi onu delicesine aşka ve acıya bağlıyor. Hayatını Odile'i mutlu etmeye adıyor onun zevklerini, onun sevdiği şeyleri öğreniyor. Odile'e aşkını level atlamaya çalıştığı bir oyun olarak görüyor, ne yazık ki oyunu hiç tamamlayamadan iklim değişiyor.
Hayatına karışan, kitabın bir diğer parçası olan Isabelle ise Phileppe'in bir diğer iklimi... Isabelle sanki onun Odile ile olan ilişkisindeki rolü üstlenmiş zavallı aşık bir kadıncağız. Kendini evliliğine adamış evcimen bir kadın. Sadakati o kadar açık ki Phileppe'in gözünde çantada keklik görülüyor. Nasıl olsa onu daima sevecek ve aldatmayacak bir kadın varken hele de Odile ile taban tabana zıtken oynanmaya değer bir oyun görmüyor Phileppe...
Isabelle'e olan saygısı ve verdiği değer açık olsa da hiçbir zaman aşık olduğunu düşünmüyorum. Onun aradığı aşktan çok oyundu, acıydı, ulaşamayıp peşinden koşacağı bir orada bir burada uçarı bir kadındı kanaatimce. Isabelle onun en güvenli limanı olsa da gemi limanda durmak istemiyordu.
Isabelle için Phileppe' e olan aşkı aldatılmaktan, gururundan daha öncelikliydi. Sevdiği adam mutlu olsun diye Odile olmaya onu anlamaya çalışsa da hiçbir zaman aynı kişi olamayacaklarını iyi biliyordu. Zaman zaman phieppe'i kendine nasıl bağlayıp aşık edebileceğini fark etse de bu yol onun için aşkın saflığına zarar verirdi. Phileppe'in aşkı için merak edilmek, zaman zaman habersiz bırakmak, sadakatinden taviz vermek gerekiyordu. Bunları