Agırî

“Kürdistan’ı inkâr etmek cesaret değil, cehalettir; bir halkın tarihini, dilini ve yaşanmışlığını yok saymakla gerçekler değişmez. Devlet tabelası olmayabilir ama bu topraklarda acı çekmiş, direnmiş, var olmuş bir halk var; dağlarda yankılanan stranları, mezarlarda yatanları, anaların döktüğü gözyaşlarını nereye koyacaksınız? Kürdistan sadece bir isim değil, bir kimliktir ve bunu inkâr eden sadece bir kelimeyi değil, beni, geçmişimi ve varlığımı da inkâr etmiş olur. Dizinin dibinde öğrendiğim Kürtçe ninniler kime ait, dedemin anlattığı sürgün hikâyeleri hangi toprağın acısı, annemin ana dili hangi halkın dili? Devlet tabelası olmayabilir ama bir halkın hafızası, kültürü, yaraları ve umutları var. Kürdistan benim için haritada çizilmiş bir sınır değil; çocukluğum, geçmişim ve kimliğimdir. Bu isim dün ortaya çıkmadı, yüzyıllardır var ve bizimle nefes alıp veriyor; ne derseniz deyin bu gerçeği silemezsiniz, çünkü ben bu toprağın gerçeğiyim.”
Agırî
Kürdistan ismi, tarihte ilk kez 11. yüzyıl Selçuklu kroniklerinde görülüyor. Ancak bu isim, idari bir bölge olarak değil, coğrafi bir bölge olarak kullanılmış. Büyük Selçuklu Sultanı Sencer döneminde, günümüz İran'ının Hemedan, Kirmanşah, Dinever ve Senendec bölgelerini kapsayan bir eyalet için "Kürdistan" adını kullanıldığı biliniyor ¹ ². Osmanlı döneminde ise Kürdistan, Kürtlerin yaşadığı bölgeyi nitelendirmek için resmi düzeyde kullanılıyordu. I. Süleyman'ın Fransa kralına yolladığı bir mektupta Kürdistan ifadesi geçiyor. 1847'de kurulan Kürdistan Eyaleti, Osmanlı'nın idari bir bölgesi olarak yaklaşık 20 yıl varlığını sürdürmüş ¹ ² ³. Tarihte Kürdistan ismiyle kurulan devletler de var: - *Kürdistan Krallığı* (1921-1924) - *Kürdistan Uyezdi* (1923-1929) - *Ağrı Cumhuriyeti* (1927-1930) - *Mahabad Cumhuriyeti* (1946) - *Kürdistan Bölgesel Yönetimi* (1992-günümüz)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Kürdistan’ı inkâr etmek cesaret değil, cehalettir; bir halkın tarihini, dilini ve yaşanmışlığını yok saymakla gerçekler değişmez. Devlet tabelası olmayabilir ama bu topraklarda acı çekmiş, direnmiş, var olmuş bir halk var; dağlarda yankılanan stranları, mezarlarda yatanları, anaların döktüğü gözyaşlarını nereye koyacaksınız? Kürdistan sadece bir isim değil, bir kimliktir ve bunu inkâr eden sadece bir kelimeyi değil, beni, geçmişimi ve varlığımı da inkâr etmiş olur. Dizinin dibinde öğrendiğim Kürtçe ninniler kime ait, dedemin anlattığı sürgün hikâyeleri hangi toprağın acısı, annemin ana dili hangi halkın dili? Devlet tabelası olmayabilir ama bir halkın hafızası, kültürü, yaraları ve umutları var. Kürdistan benim için haritada çizilmiş bir sınır değil; çocukluğum, geçmişim ve kimliğimdir. Bu isim dün ortaya çıkmadı, yüzyıllardır var ve bizimle nefes alıp veriyor; ne derseniz deyin bu gerçeği silemezsiniz, çünkü ben bu toprağın gerçeğiyim.”
Agırî
Şu ırkçı köpekleri şikayet edin lütfen. Kürtlere salyaları ile saldırmasınlar
Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi Herkesle uzaktan hoşbeş edip geçmeli Can gözünü açınca görüyor ki insan En büyük düşmanıymış en çok güvendiği
Alıntı
Agırî
950 yıl önce yaşamış biri böyle diyorsa bu zamanda daha dikkatli olmak gerekir
Kelimenin Uyandırdığı Hissin Gerçeklik Payı Yüksek
'Kadınlar.' Erkeklerin bu kelimeyi ne kadar güvensiz ve ihtiyatlı söyledikleri dikkatini çekti mi? Sanki sonsuza dek ayaklanmaya hazır, fethedilmiş ama cesaretini kaybetmemiş, isyankar bir kabileden bahseder gibi.
Sayfa 157·Kitabı okudu
Alıntı
Agırî
Tam terside mümkün