Agırî

Dünya hayatı geçici bir metadır
Dünya şu dördünden ibarettir: sevindirir, aldatır, zarar verir, geçer gider. Ali b. Ebî Tâlib
Hayata Dair
Reklam
İnce düşünme fıkıh işidir
Müslümanlık ince insanlık dervişlik ince müslümanlıktır. Vefa Sultan
Alıntı
Amed Sporun kutlaması üzerine yaşanılan Kürdistan kavramı polemik
Selçuklu Türkleri bin yıl önce bizim coğrafyamiza Kürdistan demiştir. Bölgemiz 1840 yılındandan itibaren 20 yıl boyunca eyalet olarak yönetildi "Kürdistan" kelimesi hem Selçuklu hem de Osmanlı tarihi belgelerinde ve haritalarında coğrafi bir terim olarak yer almıştır. Ancak bu kullanımın niteliği ve kapsamı günümüzdeki siyasi anlamından farklılık gösterir.Selçuklu Dönemi: Kürdistan tabiri, tarihsel kaynaklara göre ilk kez 12. yüzyılda, Büyük Selçuklu Sultanı Sencer döneminde coğrafi bir terim olarak kullanılmıştır.Osmanlı Dönemi: Osmanlı belgelerinde "Kürdistan" kelimesi, özellikle Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı coğrafi bölgeyi tanımlamak için kullanılmıştır. Bu bölgeler genellikle Cizre, Bitlis, Hasankeyf gibi idari olarak aşiret beylerine bağlı bölgeleri kapsıyordu.İdari Bölge: Osmanlı İmparatorluğu'nda 19. yüzyılda, sınırlı bir süre için de olsa (özellikle 1840'lar-1850'ler) "Kürdistan Eyaleti" isminde idari bir birim kurulmuştur.
Kurdî
Ayrı mekanlarda yabancı erkek ve kadınların durumu üzerine
Erkek ve kadınların ayrı hastanede tedavi görmesi, ayrı okul veya ayrı üniversitede okuması, ayrı otobüslerle veya otobüslerde ayrı bölümlerde taşınması mümkündür. Camide ayrıyız ama diğer bütün mekanlarda kadınlarla aynı yerdeyiz. Bu da Müslümanca yaşamayı camiye hapsetmek demektir. Her yerde Allah'a kulluk ile sorumlu olduğumuzu unutmamaliyiz. Ölüm ve hesap günü diye bir gerçek vardır. Seddi zerai açısından tesettürü, iffeti, haremliği ve selamlığı korumamız gerekir. Bu konuda hassas olmamız Mümin olmamızın gereği ve özelliğidir. Yahya Doğan *Kurmanci Kürtçe Çeviri:* Dermankirina mêr û jinan li nexweşxaneyên cuda, xwendina wan li dibistan û zanîngehên cuda, û veguhastina wan bi otobûsên cuda an jî di otobûsan de di beşên cuda de gengaz e. Em di mizgeftê de ji hev veqetiyane, lê li hemû cihên din em bi jinan re li heman cihî ne. Ev jî tê wateya hapsikirina jiyana bi awayê misilmaniyê di mizgeftê de. Divê em ji bîr nekin ku em li her derê bi îbadeta Xwedê berpirsyar in. Mirin û roja hesabê rastiyek e. Li gorî sedda zerîayê divê em hicab, iffet, cihê taybet ê jinan û rêzgirtina navbera jin û mêran biparêzin. Hesasiya me ya di vî warî de pêwîstî û taybetiya bawermendiya me ye. Yahya Doğan
Kurdî