Agırî

Hidayette süreklilik
"Ey iman edenler, siz kendinizi koruyun. Siz doğru yolda olursanız başkasının sapması size zarar vermez. Hepinizin dönü-şü Allah'adır. O zaman yaptıklarınızı size haber verecektir. "179 "İlk imân eden muhacirler ve Ensar ile iyilik yaparak onlara tabi olanlardan Allah razı oldu. Onlar da Allah'tan razı oldular. Allah onlar için altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur. "180 "De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir. "181 Mevta: Yapman gereken hayatının her alanında (İnançta ve ibadette) Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'i örnek alan sahâbeleri örnek almak... Sonra da İslâm'dan sapanlardan zarar görmemek. Hidayette kalmak istiyorsan; Amellerinde ihlás sahibi ol! Amellerin sünnete uygun olmalı... Aksi halde hidayet-ten çıkarsın! Siz: İslâm'dan sapanlardan zarar görmemem için ne yap-mam lazım? Mevta: Unutmaman gereken üç şey var; 1- Kimlerin saptığını bilmek, 2- Nasıl saptırmaya çalıştıklarını bilmek, 3- Nasıl savunmaya geçeceğini bilmek. 179 Maide, 105.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsan saptığını fark edemez
Mevta: Ben Müslümanım diyen bir insan işlediği günahı bi-lir... Ama inanç noktasında saptığını asla anlayamaz; "Kim rahman olan Allah'ı anmaktan yüz çevirirse, biz ona, bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan her zaman onun arka-daşıdır. Şüphesiz ki bu şeytanlar, onları doğru yoldan alıkoyar. Onlar da kendilerinin hidayette olduğunu sanırlar. Kıyamet günü bize geldiği zaman arkadaşı, şeytana "Keşke seninle be-nim aramda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü arkadaşmışsın." der. (O gün onlara şöyle denecektir) "Bugünkü pişmanlık size hiç bir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz, zulme-denler oldunuz. Bu sebeple azapta ortaksınız. " Zuhruf, 36-39
Alıntı
Annen seni feda etmek isteyecek
Belki sana anlatmamış olabilirler... Ama ben sana (acı verse de) gerçekleri anlatmak istiyorum... Sen ölünce seni bu toprağa defnedip gidecekler... En yakının olan annen bile kabrinde fazla beklemeyecek... Hani şu doğumun için acılar çekmeyi göze alan, hayatını sana feda eden, yemeyen-yediren, içmeyen-içiren mut-luluğun için hayatının tamamını mutluluğuna ayıran şu annen var ya! Yarın kıyametten sonra hesap gününde eğer imân ehli olarak ölmezse, Cehennem kıyısına getirildiğinde ateşe atılmamak için SENİ FEDA ETMEK İSTEYECEK! "Annem bana bunu yapmaz!!" deme sakın!... Bak hayat ki-tabımız olan Kur'ân'da Allah'u Teâlâ ne buyuruyor: "Suçlu olan kimse, o günün azabından sırf kendini kurtar-mak için, oğullarını/çocuklarını, eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, yetiştiren tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak vermek ister. "165 "Ey insanlar, Rabbiniz (in azabın) dan sakının. Çünkü o saatin zelzelesi büyük şeydir. Onu göreceğiniz gün emzikli her (kadın kendi başının derdiyle) emzirdiğini unutup geçer. Yüklü her (gebe kadın) yükünü (çocuğunu) düşürür. İnsanları sarhoş (olmuş gibi) görürsün. Halbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allah'ın azabı pek çetindir. "166 buyrulmuştur. Hiçbir anne dünyadayken emzirdiği çocuğu 2 dakikalığına baska bir yere bırakmak istemezken orada terk edecek... Sahne-nin dehşetini düşünebiliyor musun?!" "Kulakları sağır eden o ses geldiğinde, o gün kişi kardeşin-den, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün her kişinin işi başından aşkındır. O gün bir takım yüzler ışık saçar; güleçtir, müjde almıştır. Bir takım yüzler de o gün toza toprağa bürünmüş, kapkara kesilmiştir. İşte bunlar inkarcılardır, günahkarlardır. "O günde hiçbir Mevla (dost, akraba)'nın mevlasına bir faydası olmaz.
Din
Korku ve ümit
Ömer b. Zer şöyle münacat etmiştir: "Allah'ım! Sana en sevdiğin ibadetlerle, imân ve tevekkülle itaatte bulunan kullarına merhamet et. Sana senin en sevmediğin iki günah olan şirk ve sana iftirayı terk ederek itaatte bulunan kullarına merhamet et." Yine şöyle demiştir: "Allah'a karşı işlenen her günah büyük olsa da o Allah'ın rahmeti karşısında küçüktür." Ebû Şeybe ez-Zübeydi der ki: "Daima kendim için kork-tum, Rabbime ise hep ümit besledim. Şimdi korktuğumdan ayrılıp umduğuma gitmeyi arzuluyorum." Abdulvahid b. Zeyd der ki: Ziyad-ı Nümeyri'ye "Korku-nun son noktası nedir?" diye sordum. "Allah'ı (c.c.) düşük mevkilerden münezzeh ederek yüceltmektir" dedi. "Peki ümidin doruğu nedir?" diye sordum. "Her koşul ve durumda Allah'a ümit beslemektir" dedi.
Türkiye Gündemi
KORKU VE ÜMİT ARASINDA
Yahya b. Muaz er-Razi der ki: "Korku suyunun kaynağı Yüce Allah'ın adalet denizi, ümit suyunun kaynağı Yüce Allah'ın lütuf denizidir. Ezelde Allah, rahmetinin gazabını geçtiği hükmü-nü vermiştir." Merhum bir münacatında: "Allah'ım! Lütuflarının yanında amellerim küçük olsa da, hakkındaki ümidim büyüktür" demiştir.
Alıntı