Belki sana anlatmamış olabilirler... Ama ben sana (acı verse de) gerçekleri anlatmak istiyorum... Sen ölünce seni bu toprağa defnedip gidecekler... En yakının olan annen bile kabrinde fazla beklemeyecek... Hani şu doğumun için acılar çekmeyi göze alan, hayatını sana feda eden, yemeyen-yediren, içmeyen-içiren mut-luluğun için hayatının tamamını mutluluğuna ayıran şu annen var ya! Yarın kıyametten sonra hesap gününde eğer imân ehli olarak ölmezse, Cehennem kıyısına getirildiğinde ateşe atılmamak için SENİ FEDA ETMEK İSTEYECEK!
"Annem bana bunu yapmaz!!" deme sakın!... Bak hayat ki-tabımız olan Kur'ân'da Allah'u Teâlâ ne buyuruyor:
"Suçlu olan kimse, o günün azabından sırf kendini kurtar-mak için, oğullarını/çocuklarını, eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, yetiştiren tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak vermek ister. "165
"Ey insanlar, Rabbiniz (in azabın) dan sakının. Çünkü o saatin zelzelesi büyük şeydir. Onu göreceğiniz gün emzikli her (kadın kendi başının derdiyle) emzirdiğini unutup geçer. Yüklü her (gebe kadın) yükünü (çocuğunu) düşürür. İnsanları sarhoş (olmuş gibi) görürsün. Halbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allah'ın azabı pek çetindir. "166 buyrulmuştur.
Hiçbir anne dünyadayken emzirdiği çocuğu 2 dakikalığına baska bir yere bırakmak istemezken orada terk edecek... Sahne-nin dehşetini düşünebiliyor musun?!"
"Kulakları sağır eden o ses geldiğinde, o gün kişi kardeşin-den, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün her kişinin işi başından aşkındır. O gün bir takım yüzler ışık saçar; güleçtir, müjde almıştır. Bir takım yüzler de o gün toza toprağa bürünmüş, kapkara kesilmiştir. İşte bunlar inkarcılardır, günahkarlardır.
"O günde hiçbir Mevla (dost, akraba)'nın mevlasına bir faydası olmaz.