Hz. Muhammed'in mübarek dini asla bizi dünyadan soğutmuyor, çeşitli zevklerden de kaçındırmıyor. Aksine onlardan insanca faydalanmanın yolunu gösteriyor. Din-dar bir adamla dinden uzak bir kimsenin hal ve hareket-leri tarafsızca incelenecek olursa, bunlardan hangisinin dünyadan, dünyanın zevklerinden hakkıyla istifade ettiği görülür. Dünyadan hakkıyla istifade demek, bütün reza-letleri güzel bulmak, bütün mahzurlu şeyleri mubah ve hoş görmek şeklinde anlaşılıyorsa ona bir diyecek kalmaz. Yok, bu faydalanmadan aklen, naklen mahzurlu olmayan bir faydalanma mânâsı anlaşılıyorsa, elbette dindar olan-ların dünya zevklerinden faydalanmaları Me, inkarcıların faydalanmaları asla birbiriyle kıyas kabul etmez. Bu bah-sin uzatılması onlardaki faziletlerle bunlardaki reziletle-rin birer birer sayılmasını gerektirir. Bahsin o şekli alma-sı da asla doğru olmaz.
İslâm'ın kanaatı, ataleti, vesairesi hakkında ileri sürü-len itirazlara gelince; bunlar bin kere söylenilmiş, bin ke-re reddedilmiş yavan ve bayat şeylerdir. Bunların birer birer cevaplanmasına bu sohbet müsait ve mütehammil (elverişli) değildir. Sayın itirazcı bu itizarlarının cevabını, red şəklini anlamak isterse ««Sirat-ı müstakim» nüsha-larına müracaat edebilir. «Sa'y ve amelin İslâm nazarında-ki yeri başlıklı makale ile merhum Şeyh M. Abduh'un bir çok makaleleri bu itirazlara yeterli cevap teşkil eder.