Agırî

Göremediğimiz varlıkların delili üzerine
Zuhuru perde olmuştur zuhura , Gözü olan delil ister mi nura. Aziz Mahmut Hüdai
Din
Reklam
Mutlak âcizlik
Zihnimizi zorlaya zorlaya bir noktaya kadar gidebili-riz. O noktayı geçmek isteyince bizi, geri dön, derler, akıl-la kavranan şeylere gitmeyelim, madde âleminde bile mut-lak acizlik içinde yürüyoruz.
Tasavvuf
Zihnimiz yaratılış sırlarını kuşatabilir mi ?
Bilmediğimiz şeyleri ayağımızın altına koysaydık ba-şımız göğe ererdi, diyen pek doğru söylemiş. Bildiğimiz katre bilmediğimiz okyanustur. Halbuki o damla hakkın-daki bilgimizin aslına uygunluğu da araştırmaya muhtaç. tır. Böyle şüpheli, sınırlı bir bilgiyle nasıl hakikata ulaş-tığımız iddasında bulunabiliriz? İhatamızın, bilgi daire-mizin dışında bizim bilmediğimiz bir çok şeylerin mevcut, yahut varlığının mümkün olduğu neye dayanarak inkâr olu-nabilir? Yaratıcı kudretin zihnimize bahşetmiş olduğu kuv-vetlerin bütün yaratılış sırlarını kuşatıp kavramağa kâfi ol-duğunu bize kim temin etmiş?
Felsefe
Muhabbet şifadır.
Medya çıktığından beri muhabbeti arar olduk.
Din bizi dünyadan soğutup zevklerden uzaklaştırıyor mu ?
Hz. Muhammed'in mübarek dini asla bizi dünyadan soğutmuyor, çeşitli zevklerden de kaçındırmıyor. Aksine onlardan insanca faydalanmanın yolunu gösteriyor. Din-dar bir adamla dinden uzak bir kimsenin hal ve hareket-leri tarafsızca incelenecek olursa, bunlardan hangisinin dünyadan, dünyanın zevklerinden hakkıyla istifade ettiği görülür. Dünyadan hakkıyla istifade demek, bütün reza-letleri güzel bulmak, bütün mahzurlu şeyleri mubah ve hoş görmek şeklinde anlaşılıyorsa ona bir diyecek kalmaz. Yok, bu faydalanmadan aklen, naklen mahzurlu olmayan bir faydalanma mânâsı anlaşılıyorsa, elbette dindar olan-ların dünya zevklerinden faydalanmaları Me, inkarcıların faydalanmaları asla birbiriyle kıyas kabul etmez. Bu bah-sin uzatılması onlardaki faziletlerle bunlardaki reziletle-rin birer birer sayılmasını gerektirir. Bahsin o şekli alma-sı da asla doğru olmaz. İslâm'ın kanaatı, ataleti, vesairesi hakkında ileri sürü-len itirazlara gelince; bunlar bin kere söylenilmiş, bin ke-re reddedilmiş yavan ve bayat şeylerdir. Bunların birer birer cevaplanmasına bu sohbet müsait ve mütehammil (elverişli) değildir. Sayın itirazcı bu itizarlarının cevabını, red şəklini anlamak isterse ««Sirat-ı müstakim» nüsha-larına müracaat edebilir. «Sa'y ve amelin İslâm nazarında-ki yeri başlıklı makale ile merhum Şeyh M. Abduh'un bir çok makaleleri bu itirazlara yeterli cevap teşkil eder.
Reklam