Agırî

Özü sözü bir olmak
Mümin, doğru ve güzel cümlelerin sözcüsü, iyiliğin öncüsü ve temsilcisidir. Mümin, özü sözü bir olan insandır. Kendi-sine duyulan güveni boşa çıkarmayan güvenilir kişidir. İyiliği emretmek kötülükten sakındırmak mümince bir duyarlılıktır. Bir mümin, haksızlık karşısında susamaz. Kötū-lüğe asla göz yumamaz. → Bir toplumda iyiliğin, adaletin ve huzurun hâkim olması, kötülüğün son bulması için gayret edenler o toplumun en hayırlılarıdırlar. - Dünya ve ahiret mutluluğuna erişebilmek için en az kötüler kadar, iyilerin de hakkı söyleyecek, yanlışa dur diyecek cesa-reti olması lazımdır. lyi olmak yetmez, başkalarının iyiliği için de çalışmak gerekir. Ahlaki değerlerin yitirildiği ve dejenerasyonun arttığı bir toplumda yararlı işler yapmak ve iyi insan olmak kadar toplumun düzelmesi için gayret eden muslihlerden de olmak gerekir. Başkalarına iyiliği emrettiği halde kendini unutanların mahşerdeki hâlinden herkes endişe etmeli ve nefsini muha-sebe etmelidir. Zira yapmayacağı şeyleri söylemek Allah katında büyük bir azabı gerektirir.
Din
Reklam
Alemde bedava birşey varmı?
Ufukta tecelli eden bu halleri gördükçe ben de neşelenmeğe başladım. Kendi kendime dedim ki: Oh ne âlâ! Feleğin şu bedava safhasından biraz istifade edeyim. Der-hal gaybdan semavî bir ses bana şu sözleri söyledi: Bedava dediğin safa hangisi? O safanın hasıl olması-na sebep olan şu parlak levha, sayıları milyonları bulan değişme ve gelişme devirlerinin mahsulüdür. Fikrini ga-yet dar bir daire dahilinde dolaştırdığın için etken sebep-larin başlangısından gaflet ediyorsun. Şu dakikada kal-binde hasıl olan neşenin, Güneşten zerreye varıncaya ka-dar kainatın bütün parçalarının faaliyetleri neticesi oldu-ğunu düşünmüyorsun. Bedava dediğin bu safada bütün tabiat âleminin mesaî hissesi bulunduğunu unutuyorsun. Bu hakikattan gâfil olmasaydın, o neşenin gerçek değeri-ni takdir eder, bedava demezdin?
1000Kitap
Bilginin Sınırları
Az çoğa delalet eder - bir damla bir göle . Ferit Kam
Tasavvuf
Bilgimizin hududları
Bilgimizin hudutları : Fakat insanın ilmi, algılardan edinildiği, duyulara da-yandığı için, derinliğine araştırma sahasında fikir dolaş-tırdıkça duyular haricinde bir şey kabul etmek istemiyor. gururu daima kendini inkâr bataklığına saptırıyor, ilmini ¡hâtasını sınırlı değil, mutlak olarak gösteriyor. Halbuki bugün duyularımızın ihâtası içine aldığımız, en çok hakikatına vukuf iddiasında bulunduğumuz şeyler hakkındaki bilgimiz, o şeylerin sathından, kabuğundan ile-ri geçemediği insaflı kimselerce isbat edilmiş hakikatlar zümresindendir.
Felsefe