Genellikle, milliyetçilik fikrinin Fransız İhtilâli ile ortaya çıktığı söylenir ise de, tarih araştırmalarına baktığımızda, bu fikrin çok daha öncelerden var olduğunu ve olgunlaşarak Fransız İhtilâli ile ortaya çıktığını göstermektedir. Nitekim bir modern araştırmacı bunu şöyle vurgulamıştır: “Milliyetçilik Fransız İhtilâli’nin bir ürünü değildir. Fransız İhtilâli, XVIII. yüzyılda bir çok Avrupa ülkesinde var olan milliyetçilik akımlarının kitlesel anlamda ateşleyicisi olmuştur. Özellikle Fransa, Almanya ve Polonya’da politik bir anlatım olarak milliyetçilik düşünceleri bu yüzyılın ikinci yarısından itibaren etkili olmuştur. Fransa’da dil birliği üzerine dayanan bir topluluğun millet olduğu eğilimi, XVII. yüzyılda bile genel olarak kabul edilen bir görüştür. Nitekim Fransız Akademi Sözlüğü’nde millet şöyle tanımlanıyordu: “Bir devletin tüm vatandaşları, aynı ülkede yaşayıp, aynı kurallara uyarlar, aynı dili konuşurlar."
(Zbigniev Brezinski, Kontrolden Çıkmış Dünya, Çev. Haluk Menemencioğlu, Ankara 1993, s. 23-24.)
* * *
Milliyetçilik nasıl ortaya çıktı?
Milletler'de, Millî şuur geliştikçe dine dayalı devletler ve krallıklar bir bir ortadan kalkmaya ve milletin hakları tartışılmaya başlanmıştır. Sonunda, Avrupa ülkeleri içinde millet birliğini en çok sağlayan Fransa’da, vatandaşların krala değil, millete ve millî devlete karşı sadakat borcu olduğu fikri yaygın hale gelmiştir. Fransız İhtilâli ile birlikte bu millî duygular açık bir şekilde yaşanmaya, millî bayrak, millî marş ve millî bayramlar resmen kutlanmaya başlanmıştır. Gençler açılan okullarda vatan ve millet duygusuyla yetiştirilmeye başlanmıştır.
Türklerde ise çok eskilere dayanan Türk milliyetçiliğinin temelinde beş unsur yatmaktadır. Bunlar; vatan, millet, töre