Değerlerimizin mazlumlaştığı, yaşantıda değil de daha çok kitaplarda kaldığı bir devirde bunları söylemenin kolay olmadığını biliyorum. Ama zaten önemli olan, kolay olanı değil; zor olanı yapabilmektir. Özüyle, sözüyle, duruşuyla, görüşüyle; alışverişiyle, hak ve hukuka olan riayetiyle; Müslüman olmaktan, insan kalmaktan yorulmayanlar, hayatı gerçekten anlamlı kılanlardır.
Her gün, her nefeste; kalbinin nüfus sayımını yapanlar; içinde neyin daha çok olduğunu, neyin eksildiğini kontrol edenler ve gerektiğinde orada mıntıka temizliği yapmaktan çekinmeyenler, dünyanın gerçek bahtiyarlarıdır. Öyle, öyle de bahtiyar olmak kolay değildir elbette.
Bahtiyarlar; hayatın açtığı yaraları sabırla taşırlar. Mevsimlere, insanlara, nefislerine karşı dirençlidirler. Patika yollardan yılmazlar, kararlılıkla yürürler. Bir kalbe girmeyi, en değerli hazine görürler. Ellerine uzun bir ip verilse çocukluklarına inerler. Neden mi? Çünkü o en temiz, en saf, en masum dönemde; yukarıda sözünü ettiğimiz değerleri, en doğal ve huzurlu şekilde yaşadıkları için.