Kitapzâde

Kitapzâde
Okuduklarımdan seçtiklerimin Arşividir bu Hesap... İnternette bilgi çöplüğünde kaybolma; aç bir kitap.... Dünyada en güzel mekân, bir atın sırtıdır. En hayırlı dost da şu zamanda kitaptır...
Göz yum cihandan aç gözünü kendi hâline Sen göz yumup açınca bu dünya gelir geçer Şeyhülislam İbn-i Kemal (Gözlerini dünyaya kapat, kendi hâline bak. Sen göz yumup açıncaya kadar bu dünya gelir geçer.)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Halka Göre Adalet Haccâc bin Yusuf’a ‘Neden Ömeru’l-Fârûk (r.a.) gibi olmuyorsun? Onun adaletini ve iyiliğini görmedin mi?’ diye sorulunca şöyle cevap vermiş: “Tebezzerû, eteammer leküm. Yani, siz zühd ve takvada Ebû Zer (r.a.) gibi olun, ben de size adalet ve insafta, Hz. Ömer (r.a.) gibi muamele edeyim.” İdarecilerin zulmünün uğursuzluğu ve kötü muamelesi sebebiyle hayvanların sütü azalır, ziraatte bereket kalkar, iş sahiplerinin kazançları azalır. İdareci adil olursa, adalet ve bereket olur. İdare edilenler, iyi ise idareciler de iyi; kötü ise kötü olurlar. Onun için zulmün yayıldığı zamanlarda her Müslüman, Allah’a yalvarmalı, tevbe ve istiğfarda bulunmalıdır.
Fenârîzâde Ali Çelebi, talebeleri üzerine çok titrer, onları en güzel şekilde yetiştirebilmek için bütün fedakârlıklara katlanırdı. Talebelerinden Molla Abdurrahman el-Hüseynî Efendi, hocasıyla alakalı hatırasını şöyle nakleder: “Şerhu’l-Mutavvel’i onun yanında okumaya başladım. Kuşluk vaktinden ikindiye kadar devam eden sürede bir ya da iki satır okuyabiliyorduk. Bu şekilde altı ay geçmişti. Hocam, ‘Şu ana kadar yaptığımıza kitabı hakkıyla okumak denir. Bundan sonra ilmin kendisini okuyun.’ dedi. O günden sonra her gün iki varak okumaya başladık. Kitabın kalan kısmını altı ayda tamamladık. Bedî‘ ilmine geldiğimizde hocamız her bir ilim için Farsça birkaç beyit okumaya başladı. Bir gün ona ‘Ezberinizdeki beyitlerin sayısı ne kadar da fazla! Bunun sebebi nedir?’ diye sorduk. Bize, ‘İkindi vaktinden sonra toplanıp akşama kadar şiir müzakere etmek, Acem diyarındaki talebelerin âdetiydi. Okuduğum beyitleri, o vakitler ezberlemiştim. Acem diyarından dönünce, ezbere bildiğim gazelleri saydım ve toplamının on bin olduğunu gördüm.’ diye cevap verdi.”
Molla Ali Çelebi, daima kitap mütalaa etmekle meşgul olur uyku bastırınca duvara dayanarak uyurdu. Yatakta uyuduğu görülmemişti…
Her ne olursa olsun, işin nihayetinde İttihat ve Terakki Cemiyeti, İkinci Meşrutiyet’i ilan ettirdikten sonra Selanik’te 1909’da ikinci kongresini yapmıştır. Burada üyelerin tartıştığı konular arasında dikkate değer hususlardan biri de “Cemiyet ile Masonluk arasında hiçbir bağlantının kalmaması” teklifidir. Cemiyet delegelerinden meşhur bir yüzbaşının yaptığı bu teklif ne kadar uygulamaya konuldu bilinmez ama İttihatçıların bu zamana kadar olan gizli ilişkilerinin ve olayların arkasındaki güçlerin kimler olduğunu işaret etmesi bakımından önemli bir ifşaattır.