Her sabah gözlerimizi, mücadelelerle dolu yeni bir güne açarız. Mücadele, hayatın her alanında, yaşın herhangi birisinde, duraksamadan kendine has şekilde devam eder. Hayat, çok fazla kanala sahip bir yapıdadır. İşte, insan olmanın en büyük yükü de burada başlar. Bütün bu alanları dengede tutmaya çalışırken bir yandan da sürekli ileri gitme baskısını omuzlarımızda hissederiz.
Ama unuttuğumuz bir şey var. Herkes, aynı imkânlarla başlamıyor bu hayata. Hepimiz, aynı varış noktasına, aynı yollardan, aynı hızla gitmek zorunda değiliz. Kendi hikayemizin temposunu başkalarının adımlarıyla ölçmeye çalıştığımızda, hayatın en güzel anlarını kaçırıyoruz.
Ve belki de en önemlisi, şunu hatırlamak: Kıyas, ruhumuzu kemiren bir gölge gibi peşimizde dolaşırken, esas olan tek gerçek var. Bugün, dünkü halimizden daha güçlü, daha bilge ve daha biz olmak. Bu sebeple ne zaman kendini başkalarıyla kıyaslarken bulursan, derin bir nefes al ve sessizce kendine fısılda: Başkası değil, dünkü ben.