“Dışarıdan bir etkiyle başına bir şey geldiği için üzülüyorsan,aslında üzüldüğün şey o değil,ona dair yargındır ve bu yargıyı da ortadan kaldırabilirsin.Eğer seni üzen şey kendi karakterinden kaynaklanıyorsa ,ona dair yargını düzeltmene ne mani olabilir? Benzer şekilde eğer seni üzen,sana sağlıklı ve doğru gelen bir eylemi yapamamaksa,neden daha fazla çabalamak yerine üzülüyorsun? ‘Ama yolumda daha güçlü bir engel var.’ Öyleyse üzülme,çünkü bu eylemi yapamamanın kabahati sende değil.’ Ama bu işi yapamazsam yaşamaya değmez.’ Öyleyse aynı eylemi gerçekleştirdikten sonra ölen birisi gibi sen de yoluna çıkan engelleri memnuniyetle karşıla ve memnun ayrıl yaşamdan.”
“Kitap okurken başkalarının duygularını paylaşabiliyoruz.Bizleri bitmek tükenmek bilmeyen bir telaşla başarıya koşturacak şekilde tasarlanmış bu dünyada,koşmayı bırakıp etrafımızdaki insanlara bakma olanağını elde ediyoruz.Bu yüzden daha fazla insan kitap okursa bu dünyanın biraz daha güzelleşeceğini düşünüyorum.”
“İnsan en nihayetinde bir ada değil midir? Bir ada kadar tek başına,bir ada kadar kimsesiz.Öte yandan tek başına ve kimsesiz olmanın aslında tamamıyla kötü olmadığı fikri kuşatıyor beni.Zira tek başına olmak beraberinde özgürlüğü getirdiği gibi,kimsesiz olmak derinlere inmemize olanak sağlar.Karakterlerin bir ada gibi işlendiği ve bir ada misali yaşamış farklı bireylerin birbirini bulduğu romanlardan keyif alıyorum.’A sen burada mıydın?,’ ’Evet,ben hep buradaydım’ diyen romanlardan bahsediyorum.’Doğrusu bunca zaman tek başımaydım ama artık o kadar ıssız kalmama gerek kalmadı,senin sayende’ diyebilmek kalbimizde bir umudun doğmasını mümkün kılar.”