Antik Yunanlılar, güzelavratotu yemişlerinin suyunun neler yapabileceğinin farkındaydı. Dionysos kültüyle de ilişkilendirilen bitkinin yemişlerinden yapılan şarap, Dionysos'a tapanlarca içilir ve onları şaşırtıcı düşlerle dolu gizli âlemlere götürürürdü. (Atropinle ilişkili halüsinasyonlar, yarı saydam kumaşlara benzetilir.)
Parkinson hastalığı gibi durumlarla ilişkilendirilen spazmların tedavisinde kullanılan atropin; Parkinson hastalarının yürüme, oturma ve konuşma becerilerini iyileştirebilir.
Atropin en ölümcül etkisini otonom sinirlerde gösterir. Bu sinirler kalp, akciğer ve bağırsaklarda bulunan, insanın doğrudan kontrol edemediği hayati kasları yönetir. Atropin, aynı zamanda merkezi sinir sistemini etkileyerek hafif ruhsal bozukluklara da yol açar. Bununla birlikte daha yüksek dozlarda gerginlik ve yönelim bozukluğuna neden olur.
Avrupalı kadınlar atropini kozmetik amaçlarla kullanırken, dünyanın diğer bölgelerindeki insanlar güzelavratotunun çok farklı kullanımlarını bulmuştu. Fas'ta afrodizyak olarak kullanılan atropin, Nepal'de sakinleştirici, Ortadoğu'daysa marihuananın etkisini güçlendirici olarak kullanılırdı.