"Aynen öyle," dedi Oşima. Sonra kurşunkalemin silgi kısmıyla kakülünü geriye attı. "Gerçekten de öyle. Fakat Kafka Tamura, şunu da aklından çıkarma. Nihayetinde, Saeki Hanım’ın çocukluk aşkını öldürenler de, böyle tipler işte. Hayal gücünden yoksun, sığ, hoşgörüsüz. Başına buyruk tezler, içi boş laflar, dağınık ideolojiler, kalıplaşmış sistemler... Beni gerçekten korkutan, böyle şeyler işte. Hatta ödüm patlıyor. Doğru olan ne, yanlış ne? Elbette, bu da önemli bir nokta, ama öylesine fevri kararların yol açacağı hatalar, çoğu durumda, bir daha asla düzeltilemezler. Yanlış kendiliğinden kabul edebilme cesaretin varsa, geri dönebilirsin. Fakat hayal gücünden yoksun, sığ ve hoşgörüsüz bir yaşam, parazitlerinden farksızdır. Ev sahibini değiştire değiştire, kendileri de şekil değiştirirler. Bunun kurtuluşu yoktur. Ben, öyle tiplerin şu kapıdan içeri girmelerini dahi istemem açıkçası." Oşima kurşunkaleminin ucuyla kitap deposunu gösterdi. Elbette, kütüphanenin tamamını kastediyordu.
"Keşke öyle tiplerle karşılaştığımda gülüp geçmeyi becerebilsem ama yapamıyorum."