Çiçikov düşünceye daldı. Daha önce hiç bilmediği, açıklayamadığı, tuhaf birtakım duygularla doldu içi: Çocukluğundaki katı, baskıcı eğitim, yaşadığı evin tenhalığı, ailesiz, kimsesiz geçen çocukluğu, yoksulluk, kendisine hep tipinin taşıdığı karlarla örtülmüş asık yüzlü, soğuk bir kış penceresinden bakan alın yazısı… bu türden duyguların baskı altına aldığı bir şeyler uyanmak ister gibiydi içinde.
Aklı başında bir insan kimseden nefret etmez, bunun yerine karşısındakini dikkatle inceler, tüm varlığını derinlemesine kavramaya çalışır. İnsanda her şey öyle büyük bir hızla değişir, dönüşür ki ne olduğunu anlamadan bir bakar, karşı konulmaz bir biçimde bütün yaşam özsuyunu emen bir kurt büyüyüvermiş içinde.