Önceki kadar yabancı, önceki kadar tek başına, nasıl devam edeceğini bilmek, bilme ihtiyacı duyulan her şeydir. Dünya nasıl devam edeceğini bilir, bu yüzden dünyanın bir alternatifi yoktur.
Ama biz biliriz ki hepimizin bir alternatifi vardır.
İçinden geçtiğin çağın izleyicisi olmak, şahit olduklarının kıyısına tutunarak ayakta kalmaya çalışmanın güçlüğü ile başa çıkmayı gerektiriyor. Bireyselleşmiş akışkan modern toplumun yolu üzerinde durmak, tek başına olmak, kişisel yakınlığın, yavaş yavaş ama ısrarla geri çekilmesini izlemek ve suçu elektronik ıvır zıvırın sırtına yıkmadan sorumluluk almak zor iş.
"Mahremiyetimizi üzerimizde dalgıç giysisi gibi taşıyoruz: Beklenmedik bir karşılaşmaya yol açmamak, karışmamak için elimizden geleni yapıyoruz." (S. 90)
Derin bağlar olmadan nasıl bir hayat yaşıyoruz, bunun izlemi. Kimseyle uzun uzun uzun ve derin derin derin şeyler paylaşmadan. Hatta hiç bir şey paylaşmadan, kısmi zamanlı esnek bir araya gelmeler ile eskiden ne kadar uzaklaştığımızı ölçmüş Bauman.
Mesafe, iki noktanın birbirlerinden ne kadar ayrı olduklarının sayısal ifadesidir. Sözlükte böyle yazıyor.
Sen beni özlemeyeceğin bir mesafede kalıp orada yaşamayı seçtiğin için ben de seni özlemeyeceğim bir yer bulup oraya kaçmak istiyorum... mu bu?
Ondan ne kadar uzakta yaşayabilirsiniz?
Yani bağımlı, yakın ya da aşina olduğunuz o şeyden işte.
Tek başına kaldıktan sonra, başlangıçtakinden daha keskin hissedilen o mesafe ne kadar mesela?
Ne kadar tamamlanmış ve kendi kendine yeterli olsa da, her insan varlığını bir başkasıyla birleşmediği sürece eksik ve yetersiz kılar.
Dengede durmak için ne yapılması gerektiğini bilmek gerekir.
Elinin altındaki bir cep telefonuyla odaya kapanmak, evin ortak alanını paylaşmaktan daha az riskli ve daha emin bir yol gibi. Yüz yüze,