N.BALABAN

Neden?
10/10
·109 syf.··
2026 36. kitabı
Alexandre Seurat’nın kaleme aldığı Sakar (La Maladroite) edebiyatın trajik bir gerçeği estetikleştirmeden korkuyu, acıyı, yardımcı olamamayı, bilip de bilmemezlikten gelmeyi, görüp de görmemezlikten gelmeyi tüm çıplaklığıyla anlatan bir roman.Fransa’da yaşanan gerçek bir olaydan yola çıkan bu eser bir çırpıda biten ama acısı asla dinmeyen içimizde birden fazla yeri kanatan bir kitap. ​Yazarın romandaki en büyük biçimsel başarısı, karakterleri konumlandırma biçiminde gizli,romanda ismiyle hitap edilen ve ete kemiğe bürünen yalnızca iki karakter vardır: Şiddete maruz kalan küçük Diana ve abisi Arthur. Onların dışındaki herkes –anne, baba, anneanne, öğretmenler, sosyal hizmet görevlileri– birer unvandan ibarettir. ​Romana adını veren "Sakar" kelimesi ise Diana’nın vücudundaki morlukların, şişliklerin ve kırıkların, ailenin manipülasyonu ve çevrenin "görmeme" arzusuyla "Onun da eli ayağı biraz sakardır, sürekli düşer." denilerek geçiştirilmesini simgeler. İşte bu yüzden kitap boyunca o büyük "Neden?" sorusu bir an olsun bizi terk etmez.Küçük bir çocuğun hayatının bürokrasinin acımasız çarkları arasında yitirmenin ancak gidememenin hikayesi.
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tutulmamış Yas
8/10
·184 syf.··
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 13:09
Romanın merkezinde "şimdi" ve "burada" kavramlarının trajik ironisi yer alır. Kitap, isminin vadettiğinin aksine, aslında hep orada ve geçmişte asılı kalan, anı yakalamakta ve şimdiki zamana kök salmakta zorlanan modern insanın trajedisini anlatır.Yazar,bu trajediyi aktarırken doğrusal bir zaman çizgisini tamamen kırar. Geçmişe dönüşler ve bilinç akışı vasıtasıyla okurunu sürekli tekinsiz bir zeminde yürütür. Metin boyunca 'yankılanan' "Hangi zamandayım, kimim?" sorusu sadece karakterlerin değil okurun da pusulasını kaybettiren bir sorgulamaya dönüşür. Romanın ana kahramanları görünürde Yankı ve Birkan olarak karşımıza çıksa da hikâyenin asıl ve en güçlü kahramanı; bu karakterlerin geçmişten şimdiye taşıdıkları, bildikleri ya da çoğunlukla yüzleşmekten kaçarak bilmedikleri "yaşayamadıkları yaslarıdır." Zileli, yas tutmanın insani bir ihtiyaç olmaktan çıkıp imkânsızlaştığı durumların haritasını çıkarır. Bu noktada, her iki karakterin hayatındaki "anne figürleri" birer gölge gibi bugünü şekillendirir. Anneyle kurulan ya da kurulamayan bağ, karakterlerin şimdiki zamandaki aidiyetsizliğinin en büyük sebebidir. Yazar, hikâyesinin satır aralarında bizi sıklıkla şu sarsıcı gerçekle yüzleştirir: "Yasın bir süresi vardır. Veda etmek için yas tutarız." Peki ya veda edilemeyenler? Metin ilerledikçe sorgulama daha da derinleşir: Tutulmayan ya da tutulmasına izin verilmeyen yaslar, bulunamayan kayıplar, bir türlü geri gelmeyen babalar insanın geleceğini nasıl şekillendirir? Irmak Zileli, cevabı karakterlerin ruhsal dünyaları üzerinden verir: Gömülemeyen geçmiş, geleceği de çürütür. Zaman akar ancak insan o gömülmeyen anın içinde çakılı kalır. Yankı ve Birkan, kendi içlerindeki bu devasa boşluğu doldurmaya çalışırken aslında hayatı değil bitmemiş bir geçmişin hayaletlerini
Şimdi BuradaydıIrmak Zileli · Everest Yayınları · 20251,396 okunma
Selim'in İzinden
Puan vermedi·724 syf.··
2026 26. kitabı
·
79 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 22:28
Tutunamayanlar;alışılagelmiş kronolojik olay örgüsünü ve tek boyutlu karakter anlatısını reddederek bilinç akışı, ironi, parodi ve iç monolog gibi tekniklerle örülü, çok katmanlı bir labirent. Roman, arkadaşı Selim Işık’ın geçmişinin izini süren Turgut Özben’in entelektüel ve varoluşsal yolculuğunu merkezine alırken aslında bütünüyle bir "tutunamama" muhasebesine dönüşür.Tutunamayan Selim Işık ve tutunduğunu sanan Turgut Özben karakterleri üzerinden bireyin yalnızlığı, toplumun ikiyüzlülüğü ve dışlanmışlık hissi anlatılır. Yazar; ansiklopedik maddelerden şiirlere, resmi dilekçe parodilerinden eski usul destanlara kadar geniş bir metinlerarasılık yelpazesi sunar. Girift karakterleri ve karmaşık olay örgüsüyle okunması ve anlaşılması zor bir eser olsa da ağızda bıraktığı o kekremsi tadıyla mutlaka tecrübe edilmesi gereken bir başyapıttır.
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma