Zeynep K.

Zeynep K.
“Doğru olmayan yol, yol kalabalık bile olsa ıssızdır.” Tagore
Öğretmen
Marmara Üniversitesi
Rize
Rize, 6 Nisan
88 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Kızıl Veba
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2021 54. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mart 2021 17:50
“Geçici düzenler köpükler gibi uçar gider.” Sterling’in şiirinden alınan bu cümle kitabın can alıcı cümlelerinden biri. Kızıl Veba denen hastalığa sebep olan bir virüsün koskoca dünya uygarlığını yerle yeksan eyleyip insanı ilkel zamanlara geri döndürüşünün hikâyesi. Buharı, şimşeğin gücünü, barutu bulan bununla birlikte birçok uygarlık nesnesi icat eden; okuyan, araştıran, hep daha ileriye gözünü diken insan, günün birinde bir bulaşıcı virüs yüzünden her şeyini kaybeder. Uygarlık adına kurduğu bütün düzenler, yine insanların eliyle yıkılıverir. Her şeyin ötesinde bu bir hayatta kalma mücadelesidir de. Milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanan hikayede hastalıktan kurtulan birkaç insan da, kişiliklerine uygun yeni bir düzen oluşturmaya başlarlar....Cehalet, kötülük başa geçer ve insanlığın katetmesi gereken upuzun, meşakkatli bir yol yeniden yürünür... Buhar yeniden keşfedilecek, barut yeniden bulunacak, alfabe öğrenilecek, bilim adamları yetişecek ,dünya eski düzenine, insan eski gücüne kavuşacak... Ta ki yeni bir salgın bütün düzenleri yok edene dek. Ne de olsa “Eski düzenler köpükler gibi uçar giderler.”
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ağızdaki Kuşlar
7/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2021 45. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2021 19:47
Kitabı okumaya başladığımda basit bir dille yazılan, kolay anlaşılan hikayeler okuyacağım diye düşündüm. Öykülerin dili ağır değil ancak her öyküde kullanılan semboller kitaba derinlik katmış. Aslında günümüzde örneklerini fazlasıyla gördüğünüz ve duyduğunuz olayları tüm çarpıcılığıyla hissediyorsunuz ve dehşete kapılıyorsunuz. Hikâyeler “ çaresizlik, iletişimsizlik, yabancılaşma, umutsuzluk, şiddet” temaları etrafında şekilleniyor. Hikayelerin çoğuna etkili bir giriş yapılmış olsa da olayların bir sonuca bağlanmayıp havada kalması biraz hayal kırıklığı uyandırıyor.Her hikayede yazar, bize mevcut kötü durumu gösteriyor ve sonunu muhayyilemize bırakıyor. Merakla okuyorsunuz ve hikayeler bittiğinde merak etmeye devam ediyorsunuz. Beni en çok etkileyen hikayeler “ Ağızdaki Kuşlar, Mesut Medeniyete Doğru, Kazıcı, Her Şeyin Ölçüsü, Geleceğin Gerçeği” Yazar, bugün mutsuz olan ve karanlık bir yarını bekleyen insanların panoramasını bize gösteriyor. Olaylara, kahramanların yaptıklarına, yapamadıklarına, insanların tepkisizliğine, kötücül olanın normal görülmesine, toplumdaki yozlaşmaya şaşırıyorsunuz. Kısaca yazarın siyah penceresinden dünyaya bakmak isteyenler kitabı okuyabilirler.
Ağızdaki KuşlarSamanta Schweblin · Can Yayınları · 2018408 okunma
8/10
·112 syf.··
2021 17. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2021 02:38
Sekiz yaşından beri hasta olan ve bir türlü iyileşmeyen bir kemik hastalığından muzdarip bir gencin yürek burkan hikayesi. Hastalığın ve hastanenin hissettirdiği çaresizlik duygusu öyle güçlü ki bir çocuğu ağaçların sıhhatine bile imrendiriyor. Çaresizliği ve çocuğun dizindeki pansuman değiştirilirken duyduğu acıyı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ve bir de akrabasının kızı Nüzhet’e duyduğu ürkek sevgi. Çünkü yaralı bir kuşun herkes gibi sevmeye ve sevilmeye gücü olsa bile hakkı olmadığını düşünür. Nüzhet’in de ona ilgisi vardır ancak ailesi onu Doktor Ragıp’la evlendirmek istemektedir. Hastalığı giderek kötüleşir ve ev halkının kendisiyle ilgili konuşmalarını duyar. Büyük bir hüzne kapılan kahramanımız , iyice kabuğuna çekilir. Artık ne iyileşme ümidi, ne de Nüzhet’e kavuşma ihtimali vardır. Hastalık ilerlerleyince bacağını kaybetmek tehlikesiyle karşılaşır ve 9. Hariciye Koğuşuna yatar.Hasta bir gencin korkuları, hayal kırıklıkları ümitleri bizi de derinden etkileyen bir üslupla aktarılmış. Sonunu baştan tahmin etsek bile tamamen sağlığına kavuştuğu günleri hayal ediyoruz. Ne var ki kaçınılmaz ameliyatın sonunda bacak kurtulsa da biraz kısalıyor. Ve kulaklarımızda kahramanın bu sözleri çınlıyor. Istırabın ilacı ıstıraptır. İki hasta kadar birbirine yakın kimse yoktur.Büyük bir hastalık geçirmeyeler her şeyi anladıklarını iddia edemezler. Benin adım mı? Hasta!
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,2bin okunma
8/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
Bir kent masalı, bir kent düşü ... Ancak basiret gözüyle bakan gözlerde korku ve hayranlık; dillerde acı ve alışılmış bir tat bırakan bir kent gerçeği! Yazar bu modern zaman masalında eski zaman seyyahı Marco Polo ile eski zaman imparatoru Kubilay Han’ı karşı karşıya getirip bizi de sohbetlerine ortak eder;biri konuşur öteki dinler biri sorar öteki cevaplar.Geçmişten geleceğe, kentten kente bir zaman yolculuğu başlar.Kentin kalbine, kentin kaderine doğru bir yolculuk. Kentlere giden yolları adım adım dolaşan Polo, bir bir anlatır gördüklerini, duyduklarına Kubilay Han’a. Gizli olur aşikâr, Seyyah avcı,kent şikâr! Aynı kente varan binlerce yoldan geçer seyyah ve aynı yoldan binlerce kente varır. Güneşin rotasını izlemez o, batıdan doğuyadır onun gidişi. Kentlerin gizemini keşfe yelken açar çoğu zaman. Bazen de günlerce yürür görünmez kentlere doğru. Her kent anılarla doludur, arzularla da elbette. Kent bir göstergedir, gerçekte ne olduğunu kimse bilmez, o sırrını ifşa etmedikçe. Kentlerden biri anılarda daha çok yaşamak ister. Bunun için aynı kalmalıdır ama kalamaz. Nihayet unutulur gider. Fakat bellek sürekli işler durur ve sürekli yeni göstergeler sunar kent var olmaya başlasın diye. Bu bitimsiz kent yolculuğunun amacını sorar Kubilay Han: “ Bütün yolculuklar geçmişi yeniden yaşamak için mi? Ya da geleceğini yeniden bulmak için mi? “ Şöyle cevap verir Marco Polo: “ Yolcu, sahip olduğu tenhayı tanır, sahip olmadığı ve olamayacağı kalabalığı keşfederek.” Ve devam eder: “Bir kentte hayran kaldığım şey onun yedi ya da yetmiş yedi harikası değil, senin ona sordun bir soruya verdiği yanıttır.” Aynada görülen kent ile düşte görülen kent aynı değildir. Düşteki yalnız gidişleri bilir, dönüşleri bilmez. İmparatorluğun bütün kentleri hem birbirine benzer hem de hiç benzemez;
Görünmez KentlerItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 20263,229 okunma
9/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
İnsan zihninin distopyası... Kitap ezberbozan cümleler ve söylenmemiş satırlarla çok şey anlatır insanın tutunamayan tarafına dair. “Düşler, düşler en koyusu kendiliğin.” Düşlerinde gördüğü sütunu kendi açtığı çentikle genişletip yıkacak ve nihayet altında kalıp kendi cenazesine katılacaktı kambur, yaşamının müziğini dinlemek için. “Çünkü insana yaşamından ölümüne dek bir müzik eşlik eder.” Yaşamdaki bütün gelgitlerimiz kafamızdaki o müziğe uymak zorunda olduğumuzdandır.”Dengesiz bir yaşamda suç o kimsenin müziğindedir.” İşte kambur,üzerine benzin döküp yaktığı kontrbası hâlâ çalan ve o alev çıtırlılı seslerin tiryakisi... “Ben söyleyemediklerimim” diyerek içtenliği gürültü sayar.Çünkü çoğu cümlenin başı doğru, sonu yalandır ona göre.Ama yine de öğrenilen bütün gerçekler başkalarına söylenen yalanlar sayesinde bulunur. Kim mi kambur? *Düşlerini bile hatırlamayan bir düş hırsızı, *Bir portakalın doğusu ve batısının olduğuna inanmayan- dolayısıyla dünyanın da- bir dünya yorgunu, *Bir cümle söyleyebilmek için- o da çoğu kez yalan- koca kitaplar yazıldığına inanan sergerde, *Varlığını hissetmek için kaybolma isteğiyle yanan ve yaşamın acı içkisini yudum yudum içen bir düşkün, *Etrafında oynanan büyük oyuna karşılık kendi küçük oyununu oynayan bir oyunbaz, * Kafasında dolanan kırk tilkiyle yaşayan bir delifişek, ... “Deli olduğumu mu sanıyorsunuz?” “Nereden anladınız?”
KamburŞule Gürbüz · İletişim Yayıncılık · 20198,6bin okunma