Hayatına son verecek aleti daha önce hiç görmemişti. Yerden ne kadar yüksekti, kaç basamaklıydı, kendisi nerede duracaktı, ona nasıl dokunacaklardı, kendisine dokunacak eller kırmızıya boyanacak mıydı, yüzü ne yana dönük olacaktı, ilk önce mi gidecekti yoksa en son mu?
“Bu gece o yalnız kalbinize dönüp dürüstçe, ‘Şu hayatımda kimsenin ne sevgisini, ne bağlılığını, ne minnetini ne de saygısını kazandım; hiçbir şekilde şefkatli bir yer edinemedim; kimseye hatırlanacak bir iyiliğim ya da yararım olmadı!’ diyebilseydiniz bu yetmiş sekiz yıl ağır bir lanet gibi çökerdi üzerinize; öyle değil mi?”