Kader

9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 23:02
Emin, Ethem ve Ekrem; eşleri Hülya, Nurten, Sevgi ve anne babaları… Dışarıdan bakıldığında hepsi mutlu, düzenli hayatlar yaşayan; işi gücü yerinde, mal mülk sahibi, çocuklu ve “örnek” bir ailedir. Ancak bu kusursuz görünen tablonun ardında, her birinin sakladığı karanlık sırlar vardır. Bir gün bu sır perdeleri aralanmaya başlar. Gerçekler ortaya çıktıkça dengeler bozulur, geçmişin gölgeleri bugünü kasıp kavurur. Olayların merkezinde ise ortanca çocuk Ethem vardır; en çok zarar gören, en ağır bedeli ödeyen de odur.Peki, her şeyi bir de aile bireylerinin kendi ağzından dinlesek? Gerçekten hayatları dışarıdan göründüğü kadar masum ve sorunsuz mu? Yoksa herkes, kendi gerçeğini saklamanın ustası mı? Ailelerin çocukların omuzlarına yüklediği sorumluluklar, onların hayatlarını nasıl şekillendirir? Çocuklukta yaşananlar, tüm gençlik ve yetişkinlik dönemimize nasıl izler bırakır? Hemen her ailede az ya da çok vardır; anne babanın bir kardeşi daha çok sevdiği ya da kayırdığı hissi… Peki anne babalara göre gerçekten böyle midir? Bu kitap, tam da bu soruların merkezine dokunuyor. Küçükken içinde büyüdüğümüz evin, ilerleyen yıllarda kurduğumuz hayatlara ve kendi aile düzenimize nasıl yansıdığını çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Öyle bir kitap ki, altını çizmeden, durup düşünmeden geçebileceğiniz tek bir satırı bile yok. Yazar, her karaktere kendi hayatını kendi gözünden anlatma fırsatı veriyor. Okurken zaman zaman “haklısın” diyoruz, sonra bir başkasına geçince yine aynı şeyi hissediyoruz. İşte usta kalemin asıl başarısı da burada: Okuru empatiye zorlamak, “bunu böyle yapıyor ama mutlaka bir bildiği vardır” dedirtebilmek. Kitabın hiç bitmesini istemedim; hep sürsün, ben de okumaya devam edeyim istedim. Kapağını kapattığımda ise içimde izler bıraktı ve unutamayacağım kitaplar
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·232 syf.··
2025 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2025 11:59
Eddy de Wind ve eşi Friedel, II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından esir alınan binlerce Yahudiden ikisidir. Eddy bir doktordur, Friedel ise hemşiredir; ancak Auschwitz’te mesleklerin hiçbir önemi yoktur. Eddy temizlikçi olarak 9. Blok’a, Friedel ise kadınlar üzerinde insanlık dışı deneylerin yapıldığı 10. Blok’a gönderilir. Her gün işkenceye, dayağa, aşağılanmaya ve sürgüne maruz kalan Eddy’nin tek amacı; tanık olduğu zulmü ve insanlık dışı muameleyi tüm dünyaya duyurabilmek için hayatta kalmaktır. Kitap, kamptaki günlük yaşamı; açlığı, hastalıkları, korkuyu ve sürekli ölümü bekleme hâlini çarpıcı bir gerçeklikle anlatıyor. İnsanlık dışı savaşlarda en ağır bedeli yine kadınların, çocukların ve masum insanların ödediğini gözler önüne sererek savaşların gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Yazarın kendi hayatını ve kampta yaşadıklarını birebir kaleme alması, eseri daha da sarsıcı kılıyor; belki de bu yüzden beni fazlasıyla etkiledi. Yahudi zulmü üzerine pek çok kitap okumuştum. Bu kitapların içerikleri genellikle birbirine benziyor; çünkü yaşanan acılar da aynı: tecavüzler, işkenceler, açlık ve sefalet… Ancak bunları bizzat o kamplarda bulunmuş birinin ağzından okumak çok daha farklı bir etki yaratıyor. Özellikle tıbbi deneylerin çoğunlukla kadınlar üzerinde yapılması, insanın içini acıtan en korkunç gerçeklerden biri. Kitabı okurken sürekli şunu düşündüm: İnsan nasıl bu kadar merhametsiz olabilir? Sadece farklı bir görüşe ya da inanca sahip diye yapılan bu işkenceler nasıl normalleştirilebilir, nasıl görmezden gelinebilir? Bugün hala gözlerimizin önünde devam eden Gazze ve Doğu Türkistan zulmü varken, biz ne yapabiliyoruz? Neden kimse durdurmuyor? Binlerce masum insanın ne suçu, ne günahı var? Yiyecekleri bir parça ekmekten ibaretken, bu insanlardan tam olarak ne
Son Durak AuschwitzEddy de Wind · Nemesis Kitap · 2021164 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2025 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 20:37
Küçük yaşta annesini kaybeden Lea, bu kayıpla birlikte içine kapanır. Hayatına yalnızca babasıyla devam eden küçük kız, bir gün duyduğu keman sesiyle derinden sarsılır. Bu etkiyi fark eden baba, hiç tereddüt etmeden Lea’ya bir keman alır ve onu kursa gönderir. Zamanla Lea’nın yeteneği ortaya çıkar; yıllar geçtikçe ünlü bir kemancı olur ve şöhreti şehirleri aşar. Ancak başarı büyüdükçe yalnızlığı da artar. Babasının onun için yaptığı fedakarlıklar artık gözüne görünmez hale gelir. Şöhretin doruk noktasına ulaşan genç kızı ise sürpriz bir son beklemektedir. Roman, Lea’nın geçmişiyle bugünü arasında gidip gelerek onun çocukluğunu, müzikle kurduğu bağı, ailesiyle ve çevresindeki insanlarla yaşadığı sorunlu ilişkileri anlatmaya çalışıyor. İletişimsizlik, yalnızlık ve duyguların bastırılması romanın temel temaları olarak öne çıkıyor. Ancak “anlatmaya çalışıyor” diyorum, çünkü okurken bende hiçbir duygu uyandıramadı. Aslında konu çok güçlü; fakat bunun yazarın tarzından mı yoksa çeviriden mi kaynaklandığını çözemedim. Geçmiş, gelecek ve şimdi iç içe ilerliyor; olay var ama duygu yok. Ya da en azından bana geçmedi. Belki düzelir diyerek kitabı bitirdim. Babanın kızı için yaptığı fedakarlıkları okudum; karşılığında neredeyse hiç tepki vermeyen Lea.Sonunu okuyunca anlamlandırmaya çalıştım ,kızla empati kurmak istedim ama başaramadım. Altını çizecek, akılda kalacak tek bir cümle bile bulamadım. Sonuç olarak, kurgu güzeldi ama bir şeyler eksik kalmıştı. Elbette bu benim kişisel görüşüm; tarzı seven, kendine yakın bulan okurlar mutlaka vardır. Yine de şans verilmesi gereken, ama herkese hitap etmeyebilecek bir roman.
LeaPascal Mercier · Sia Kitap · 2022343 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2025 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 00:24
Melody, beyin felci nedeniyle konuşamayan ve hareketleri çok kısıtlı olan son derece zeki bir kızdır. İç dünyası kelimeler, müzikler ve düşüncelerle dolu olmasına rağmen kimse onun ne kadar zeki olduğunu fark etmez. Bir gün iletişim kurmasını sağlayan bir cihaz sayesinde düşüncelerini ifade etmeye başlar. Okulda ve hayatta karşılaştığı önyargılara, dışlanmaya ve adaletsizliğe rağmen kendini kanıtlamak için mücadele eder. Kitabın yazarı Amerikalı bir İngilizce öğretmeni ve bir dönem özel gereksinimli çocuklara öğretmenlik yapmış. Romanı da o yıllardaki gözlemlerine dayanarak kaleme almış; iyi ki de yazmış. Çünkü dünyada anlaşılmayı, görülmeyi, duyulmayı ve keşfedilmeyi bekleyen sayısız Melody var ve ne yazık ki herkes Melody kadar şanslı değil. Kitapta, bilinçli bir aileye ve ideal bir öğretmene sahip olan küçük bir kızın neleri başarabildiğini okuyoruz. Peki ya bu insanlara denk gelmeseydi? Büyük ihtimalle sessizce kaybolup gidecekti. Gerçek hayatta da durum farklı mı? Bir öğretmenin, bir insanın hayatını nasıl şekillendirebildiğini bu kitap çok çarpıcı biçimde gösteriyor. Eser; empati, sabır, farklılıkların kabulü ve gerçek zekanın ne olduğu üzerine çok güçlü mesajlar veriyor. Melody’nin sesi, “engelli” etiketiyle anılan insanların aslında ne kadar görünmez bırakıldığını yüzümüze çarpıyor. Günümüzde akran zorbalığının geldiği noktayı düşündüğümüzde, maalesef yalnızca özel gereksinimli çocukların değil; kendini başkasından üstün göstermek için her yaştan insana zorbalık yapanların da ne kadar fazla olduğunu görüyoruz. Bu, derinliği ve boyutları oldukça büyük bir sorun.Bu nedenle kitabın her yaştan insan tarafından okunması gerektiğini düşünüyorum. Belki biraz daha bilinçleniriz; belki bir gün birinin elinden tutar, hayatına dokunuruz. Kim bilir…
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,8bin okunma
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 21:25
Mina, kendi halinde yaşayan bir ressamdır. Bir gün arkadaşı ondan bir emaneti teslim etmesini ister ve eline yalnızca bir harita verir. Ormanın derinliklerine doğru çıktığı yolculukta arabası aniden bozulur; üstelik telefon da çekmez. Kısa sürede fark eder ki bozulan tek araba onunki değildir.Geceyi karanlık ve ürkütücü ormanda geçirmek zorunda kalan Mina, gündüz yardım aramak için yola koyulur. Karşısına küçük bir kulübe çıkar. İçeride yaşayan birkaç kişi, bu ormandan kaçış olmadığını söyler. Daha da kötüsü, geceleri onları izleyen, ne oldukları bilinmeyen yaratıklar vardır.İrlanda’nın ıssız ormanlarında geçen roman, görünmeyen ama her an izleyen varlıkların tehdidi altında hayatta kalmaya çalışan insanların hikâyesini anlatır. Ormanda geçerli olan tek kural nettir: Onları göremezsin, ama onlar seni görür. Korkunun kaynağını belirsizlikten alan atmosferi, yalnızlık ve paranoya duygusuyla ilerleyen anlatımıyla kitap, insanın baskı altındaki tepkilerini, gözlenme hissinin yarattığı psikolojik çöküşü ve hayatta kalma içgüdüsünü güçlü biçimde yansıtır. Yavaş tempolu başlasa da gerilim giderek artar. İlk sayfasından itibaren içine çeken, gerçekçi unsurlar barındırdığı için özellikle gece okumak sakıncalı bir roman. Uzun zamandır türünde bu kadar iyi bir kitap okumamıştım; ters köşeleri ve beklenmedik sürprizleriyle oldukça etkileyici. Tek üzücü yanı serinin devam kitabına ulaşamamam .(İkinci kitabı hiçbir yerde bulamadım .) Günümüzde popülerlik ön planda olsa da, bu kadar iyi kitapların hakkını vermek gerekiyor. Türü sevenlere kesinlikle önerilir.
GözcülerA.M. Shine · Floki Yayınları · 202494 okunma
Reklam