Zülfü Livaneli’nin kaleminden çıkan Serenad, bir aşk hikâyesi gibi başlar; ama sayfalar ilerledikçe bunun yalnızca bir aşk romanı olmadığını anlarsınız. Bu kitap, geçmişin gölgeleriyle yüzleşmenin, insanlığın utanç dolu sayfalarını hatırlamanın ve hafızanın öneminin romanıdır.
Hikâye, İstanbul Üniversitesi’nde çalışan Maya Duran’ın, gizemli bir Alman profesöre rehberlik etmesiyle başlar. Profesörün yıllar sonra İstanbul’a dönüş sebebi yavaş yavaş ortaya çıktıkça, okur kendini 20. yüzyılın karanlık dönemlerine uzanan bir yolculuğun içinde bulur. Nazi Almanyası’ndan kaçan Yahudi bilim insanları, Struma faciası ve sürgün edilmiş hayatlar… Roman, tarihin susturulmuş çığlıklarını bugüne taşır.
Ama Serenad sadece tarih değildir. Aynı zamanda imkânsız bir sevdanın, kaybedilmiş bir aşkın ve geç kalınmış pişmanlıkların hikâyesidir. Bir keman melodisi gibi… İçinizi inciten ama susturamayan bir ezgi.
Livaneli’nin dili sade ama çarpıcıdır. Okuru yormadan düşündürür, duygulandırır ve en çok da şunu sorar:
Geçmişle yüzleşmeden gerçekten özgür olabilir miyiz?
Bu kitap, aşkın milliyetinin olmadığını; acının sınır tanımadığını; insan olmanın ise her şeyden önce vicdanla mümkün olduğunu anlatıyor.
Serenad, bittiğinde içinizde uzun süre susmayan bir melodi bırakır.*
Ethem Emin Nemutlu harikaa bir kitaptı Ethem emin nemutlunun 3. Kitabıdır okuyorum her kitabında boğazım düğümleniyor çok şaşırıyorum kesinlikle okunması gereken kitaplar
İlk kitapta olduğu gibi bu kitapta da çok duygulandım duygudan duyguya sürüklendim şahinlede olmazdı ;) keşke olsaydı ama en başından beri hataları vardı her ikisinin de o hataları düzeltmeden yeni kararlar alındı ama yanlış karaların üzerine doğru temel atılmaz
Hikmet Anıl Öztekin çook sevdiğim bir yazarın okuduğum altıncı kitabı buda diğerleri gibi muazzam bir kitaptı tüm kitaplarını bayılarak okudum ve takrar tekrar okuyacağım