Edebiyatta Bir Yolcu

Puan vermedi·88 syf.·
2025 54. kitabı
Birgül Oğuz
7/10 · 448 okunma
Reklam
İkinci yorum da geldi. 🙃

Sude Çetin

@sudeecetinn
·
Bugün Öğretmenler Günü. Yazıma da Öğretmenler Günü’nü kutlayarak başlamak istiyorum. En başta, bu kitabın yazarı olan ve lisede edebiyat öğretmenim olarak hayatımda çok özel bir yer edinen Faruk hocamın Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Bir dersi sevmemizin sebebi, bence, yalnızca konuya duyduğumuz ilgi değildir; o dersi bize sevdiren, merak uyandıran, kelimelerin kapısını aralayan öğretmendir. Lisede en sevdiğim ders neydi diye dönüp baktığımda, hiç tereddütsüz “edebiyat” derim. Çünkü edebiyat, bana sadece metinleri değil, dünyayı ve kendimi anlamayı da öğretti. Toprağın Fısıltısı bir öykü kitabı. İçinde birbirinden güzel, birbirine değmeden ama aynı duygunun içinde buluşan 13 öykü yer alıyor. Kitabı genel olarak çok sevdim. Hatta bazı öyküler bittikten sonra kendimi bir süre durup düşünürken buldum; bazı cümlelerin içimde bıraktığı yankı uzun süre dağılmadı. Bazı öyküler ise o kadar tanıdık, o kadar “bizden” geldi ki, o anlarda sanki kitabın içinde bir karaktermişim, o satırların arasında yaşayan biriymişim gibi hissettim. Bir kitabı okurken yazarın sesini duyabilmek bence çok önemli. Yazarın nefesinin, düşüncesinin, kaleminin ritminin satır aralarından hissedilmesi kitabı daha da değerli kılıyor. Toprağın Fısıltısında bu sesi başından sonuna kadar duyuyorsunuz. Her öyküde aynı samimiyet, aynı sıcaklık ve aynı içten hikâye anlatıcılığı var. Normalde öykü okumayı çok tercih eden biri değilim; romanın uzun soluklu dünyasında kaybolmayı daha çok severim. Ama bu kitap bana öykülerin de insanı içine alan, kısa ama etkisi uzun yolculukları olduğunu yeniden hatırlattı. Bundan sonra öykü kitaplarına daha sık yöneleceğimi hissediyorum. Son olarak… Siz hep yazın hocam. Kaleminiz hiç susmasın. Biz de her yeni satırınızı aynı heyecanla, aynı sevgiyle okuyalım.
Alıntı
Kitabımın bu platformdaki ilk yorumu geldi. Heyecan ve mutluluk verici. Teşekkür ederim. 🙏

Ezel

@ezlakskl
·
Bu kitabı okurken sanki mahallemizden birinin hayatına gizlice tanıklık ediyormuşuz gibi hissettim. Sokakları adımlayan, hayatın küçük detaylarını fark eden insanlar, bizden biri gibi karşımıza çıkıyor. Her öykü, günlük yaşamın içine serpiştirilmiş birer parça gerçeklik taşıyor; karakterler çok canlı, olaylar sahici ve samimi. Okurken kendimi onların yanında yürüyormuş, aynı havayı soluyormuş ve zamanın içinde yaşıyormuş gibi hissettim. Beni en çok düşündüren öykülere değinmem gerekirse sinan’ın baston ve askı üzerinden anlatıldığı öykü beni derinden etkiledi. Baston geçmişi, yaşlılığı ve anıları temsil ediyor. Sinan’ın babasının da aynı bastonu kullanmış olması, kaybın ve geçmişe duyulan özlemin ağırlığını hissettiriyor. Askı ise kırık olmasa da atılmış; bu da artık hayatta olmayan birinin bıraktığı boşluğu simgeliyor Toprak öyküsü ise farklı bir derinlik taşıyor. Mezarlık, kendi sessizliğini ve yalnızlığını anlatıyor. Konusu, ölüm ve geride kalanların yalnızlığı üzerine kurulmuş. Bu kitabın hocama ait olması ise benim için ayrı bir gurur kaynağı. Aynı okulda dersini dinlediğim, yakından tanıdığım bir kişinin böylesine derin ve samimi öyküler yazabilmesi bana ilham veriyor ve okumayı özel bir deneyim hâline getiriyor. Bizler için büyük bir şans, böyle bir hocamızın olması. Daha önce şiir kitabını da okumuştum ve aynı heves, aynı heyecanla bu kitabı okudum; her sayfa, kelimelerin gücünü ve hayatı hissettirmenin büyüsünü yeniden hatırlattı. Bu yüzden Toprağın Fısıltısı benim için; yaşamı ve insanı hissettiren, sıcaklığıyla okurun içinde uzun süre kalan ve ömür boyu okuyucusu olacağım bir eser.