Edebiyat, hayallerine sadakatini yitirmemiş ve inanmış insanların uğraşıdır. Hayallerimizi yitirmek istemiyorsak, safları sıkılaştırmak zorundayız. Okur ve yazar, yani o 'üç-beş kişi' birbirinin soluğunu hissedebilmeli.
Yalnız değiliz!
Dünyanın en uzak köşelerinde dahi
bizim gibi düşünen, Batı medeniyetine eleştirel bir gözle bakan, bilimi ve teknolojiyi iman edilecek putlar gibi görmeyen, dünyanın ve barışın üzerine titreyen insanlar var.
Kelimelere inanan kişiler vâr var olmasına ama onların nefesleri buz tutmuş ruhları ısıtmaya yetmiyor. Katı olan her şeyin buharlaştığı, paraya dönüştürülemeyen şeylerin sahiciliğini yitirdiği tuhaf bir zamanda yaşıyoruz...
.
.
.
Firavunu boğan Kızıldeniz'i
ağlama duvarının dibinde görürüm
ki asa değil Musa'nın elindeki
çağın sökülmüş kalbidir
Bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı Vera
kendimizi odalarımızda bulduk
postallı korkularımızla
söylesene sevdiğim hangi rengini çaldılar
gökyüzünden
bak zulüm Çin Seddi'ni aştı
Sevdiğim içimizdeki Musalardan ne haber vardır?
İbrahimlerden,Yusuflardan
yoksa Musa'yı Kızıldeniz'de yalnız mı bıraktık?
Ellerimizle mi verdik İbrahim'i Nemrutlara
şimdi hangi kuyudan gelmede Yusuf'un sesi?
ki unutma Vera
Filistin'de yeni doğan çocuklar ilkin annelerinin
göğsüne
sonra da yerdeki taşlara uzanırlar
neredesin eyy İsmail'in boğazındaki merhamet?
içimizdeki bu sızıyı kaldır
ya ebabilleri gönder
ya bizi de oraya aldır...
~Numan Arıman~