Seksilik ilk bakışta salt fizyolojik bir fenomen, hormonların salgılanmasıyla sinir uçlarının uyarılmasının bir sonucu gibi görünebilir.Ama hislerden ziyade fikirlerle ilgilidir aslında; öncelikle de kabul görme fikriyle, yalnızlık ve utancın son bulması vaadiyle...
Sevdiğimiz; kaotik, yüz kızartıcı ve utanç verici taraflarımızı herkesten, hatta belki kendimizden bile daha iyi anladığında, aşk belirli bir kerteye ulaşır. O kişi kim olduğumuzu anlamakta, güvenme ve verme kapasitemizin altında yattığını düşündüğü şeye anlayışla yaklaşıp bizi bundan dolayı affetmektedir. Aşk, altüst olmuş ruhumuzun içyüzünü gördüğü için duyduğumuz gönül borcundan sevgilimize düşen paydır.
Kendi terk edilmişliğini bir köşede terk etmek isteyen birine benziyordum. Hüznünün kedilerini bırakabileceği, onların ev yolunu tekrar asla bulamayacağı uzak ve yabancı bir yer arayan birine benziyordum.
Savaş döneminde ölen hayvanların cesetlerini sayan olmuş mudur acaba? Milyonlarca serçe, kuzgun, narbülbülü, tarlafaresi, parçalanmış tilkiler, küle dönüşmüş keklikler, sıçanlar, köstebeklerin yıkılan sığınakları, kendilerinin devasa benzerleri olan ağır zırhlı tankların altında ezilen hafif zırhlı kaplumbağalar... Hiç kimse hiçbir yerde bu ölümlerin dökümünü yapmamıştır. Savaş esnasında, hava saldırıları esnasında hayvanlara neler yaşattığımızı ciddi olarak hiç düşünmemişizdir. Nereye saklanırlar, Darwin' in notlarında onlara verdiği isimle bizim "dert ortağı kardeşlerimizin" "vahşi" beyinlerinde neler olur?