Nisa

Nisa
@Kainatta1Saye
Yaşamak not defterim
Puan vermedi·151 syf.··
2022 88. kitabı
Kitap, başkalarının acısına uzaktan bakmanın aslında ne kadar karmaşık ve çoğu zaman da çelişkili bir deneyim olduğunu anlatıyor. Acıya tanık olmak…Eğer bu deneyim sadece onu izlemekle sınırlı kalırsa acıya karşı farkındalık yaratmak yerine duyarsızlaşmanın ne denli kaçınılmaz olduğu aşikar. Hele ki küresel katliamlar, kitlesel yıkımlar, insan canının neredeyse hiçe sayıldığı bir çağda/mekanda/zamanda/sistemde yaşıyorsanız. Sontag bana kalırsa çok iyi bir sosyal fotoğraf okuyucu ve sanatın her çeşidinin insan hayatından nevzuhur ettiğini düşünürsek, fotoğraf sanatı neye/nasıl hizmet etmelidir, sorusu kaçınılmaz hale geliyor. Bu noktada Sontag, fotoğrafın sadece estetik bir nesne olmadığını, aynı zamanda etik ve politik bir anlam taşıdığını vurguluyor. Bir fotoğraf yalnızca bir anı durdurmakla kalmaz; aynı zamanda bir düşünme, sorgulama ve yüzleşme alanı da yaratır. Ancak mesele sadece neyin gösterildiği değil, kimin baktığı, nasıl baktığı ve ne hissettiğidir. Acı bir görüntüye tekrar tekrar bakmak, bizi o acıya yaklaştırıyor mu, yoksa daha da mı uzaklaştırıyor? Bu ikilem, Sontag’ın sayfalarca çözümlemeye çalıştığı soruların kalbinde yer alıyor. Fotoğraf bir belge midir, yoksa bir silah mı? Bir anıyı mı taşır, yoksa bir suç ortaklığını mı? Bazen bir gözün gördüğünden fazlasını, bazen de vicdanın kaldırabileceğinden daha azını gösterir. İşte tam da bu yüzden Başkalarının Acısına Bakmak, sadece bir medya eleştirisi değil; aynı zamanda insan olmanın sınırlarına dair derin bir metin bence… #kitap #öneri
1000Kitap
Başkalarının Acısına BakmakSusan Sontag · Agora Kitaplığı · 2004753 okunma
Reklam
"Sadıklarlarla beraber olun.."
Puan vermedi·324 syf.··
Beğendi
·
2022 78. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2022 22:31
Sâhibü’l-vefâ'nın dünyasından tavsiyeler.. Musa Topbaş efendi aslen Konyalı olup sonradan İstanbul'a yerleşmiş bir aileye mensup.Babası Topbaşzade Ahmet Kudsi Efendi,Halid el-Bağdadi'nin halifelerinden hilafet almış bir âlim.Kendisi de Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Tâhirülmevlevî, Babanzâde Ahmed Naim ve Ömer Nasuhi Bilmen gibi birçok âlimin sohbetine mazhar olmuş. Aynı zamanda 1950'li yıllarda Nakşibendi şeyhi Mahmud Sami Ramazanoğlu'na intisap etmiş ve ondan hilafet almış büyük bir Allah dostu… Elimizdeki kitap da bu büyük Allah dostunun Altınoluk dergisinde yayımlanmış sohbetlerini ihtiva ediyor.Yer yer Mahmud Sami Efendi'nin hayatından iktibas edilmiş alıntılarla beraber okuduklarımız, bizi "Sâdıklarla beraber olun." ayetinin önemine götürüyor da diyebiliriz. Bu kısma şöyle bir parantez açarak şunları söylemek istiyorum:Hani kitapların okuyucular nezdinde muhkem bir etkisi vardır.Bitirdikten sonra kitaba dair hiçbir şey hatırlamasak bile, asla aynı insan olmayız.Hatta Amel Defteri kitabında okuyan insanın, 'sulh ve sükûna erişme hayali peşinde, ok işaretleri istikametinde koşan, yahut sonsuz bir cehde, bir ictihada, bir cihada kendini hazırlayan' kişi olduğunu öğrenmiştik.Yani "Sadıklarla beraber olun." emri, biraz da onları okumak ve onlar gibi olmaya çalışmakla mümkün.. |Kitap evvela "Mümin mümini sevecek." bahsiyle başlıyor.Mü'min kişinin kendinden önce kardeşini öncelemesinin,îsâr ehli olmanın ve hizmette her şeyden önce Allah rızasını gözetmenin önemini okuyoruz bu bölümde.Aynı zamanda bütün bunların ihlâsı ve teslimiyeti tesis ettiğini de.. |"Aile Hayatı"na dair edilen sohbetlerde,ailenin nizamı ve aile sevgisinin birey üzerindeki yetiştirici etkisinden bahsediyor Sadık Dâna hazretleri..Zaten mürşidler de sevdiklerini yanlarından ayırmazlarmış ya
1000Kitap
Allah Dostunun DünyasındanMusa Topbaş · Erkam Yayınları · 201734 okunma
Akif Emre'nin 'İz'leri...
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2022 72. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2022 21:34
Akif Emre, son dönem Müslüman Türk entelijansyasının "ehl-i dikkat" insanlardan birisi.Gazetecilik kimliğinin ötesinde yaşadığı çağa şahitlik eden,şuur sahibi ve tüm bunların çizdiği duruşa sahip bir şahsiyet. Tabi onun sahip olduğu anlayışa ve ufka talip olmanın şartı da "İz'ler'ini takip edebilmek olsa gerek.. Zannediyorum ki kitaplarını okumaya başlamadan evvel, yakın çevresinin nazarından Akif Emre'yi okumak onun fikir dünyasını anlayabilmemizi kolaylaştıracaktır.Dünya Bizim kültür portalında bu konuda tatmin edici yazılara ulaşabilirsiniz.Hatta Muhit dergisi de bir Akif Emre dosyası hazırlamıştı.Bakmakta fayda var diye düşünüyorum:) Daha önce okuduğum Çizgisiz Defter kitabından yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki, Akif Emre için "yol" tasavvurunun ihdas ettiği bambaşka manalar var.Yani yolculuk fikriyatının ona sunduğu bir varoluş var.Hatta diyebiliriz ki, bu durum varol(m)uşları anlama ve anlamlandırma çabasıdır onun için. Büyüyenay Yayınları'ndaki ilk eseri olan 'İz'ler de bu yolculukların tahrirlerinden oluşuyor. "İçimdeki Mekanlar, Aynadaki Yüzler ve Zaman İçre Zaman" adlı üç bölümden oluşan kitabımız, başta Zahidan,Edinburg,İşkodra,Suakin ve Bakü üzerine yapılmış yolcukların Akif Emre üzerinde bıraktığı izleri okuyoruz. Balkanlara özgü Osmanlı havasının hala Arnavutluk'ta estiğini ancak yine de değişime tabi olan ve bir temsil sorunu yaşayan Arnavutluk'un olduğundan bahsediyor yazarımız. İngiliz işgaline uğradıktan sonra kolonyalizmin de kurbanı olan Sudan'ın Suakin şehrinde ise harap edilen tarihe tanıklık ediyoruz.Osmanlı zamanında bir ticaret merkezi iken canlı günlerini yaşayan, sahil şeridinde Boğaziçi yalılarına pek benzeyen yapılar, Kızıldeniz ufkunda yıkılmış bir medeniyetin izlerini hala taşıyor. Bakü'de diğer şehirlere nazaran kendi geçmişini
1000Kitap
İz'lerAkif Emre · Büyüyenay Yayınları · 2017433 okunma
Nedir bu Tahrir Vazifeleri?..
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2022 68. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2022 22:48
İnsan olarak diğerleriyle aramızda, bizi dünyaya iliştiren ortak bir bağ vardır.Ben-sen ilişkisinin arz ettiği bu durum, biz insanoğlunu "ünsiyet" kurabilen, tanışıklık edebilen birer varlık haline dönüştürür.Peki ya insan-nisyan ilişkisine ne demeli?Beşer hafızası nisyan ile kaimse, bu hakikat ünsiyet kurabilen kişioğlunu nereye götürür? Bu konuda Ekrem Demirli hocanın Lacivert dergisinde harika bir yazısını okumuştum.Tabi bu yazıda da hocanın yazısına atıflarda bulunacağım.Aşağılara linkini de bırakırım inşallah:) İncelemeye bu nüansı sorgulayarak başlamanın sebebi de İsmet Özel'in kitaba böylesine bir giriş yapmasından mütevellit sanırım.Keza kitabın girişine yerleştirilen Bakara Suresinin 286. ayeti de beni bu hususta bir hayli düşündürdü: "Ey Rabbimiz, 'unuttuk' yahud yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme…" "Bizler yalnızca muhtaç yaratıklarız." diyor İsmet Özel.Ve insan olarak dünyayla ilişkimiz tam olarak burada yani yapmaya muhtaç olduğumuz,yaptığımız ve yapacağımız işlerin hizasında başlıyor. Mümin kul olmanın insanı yükselttiği "vasat ümmet" kademesi de bizi bu konuda taçlandırıyor diyebiliriz hatta.Sağımızda ve solumuzda bulunan,amellerimizi tespit edip konuşmalarımıza katılan iki melek, bize tam olarak bunu hatırlatıyor:Yani "Sen ve ben tuzağa yakalanmadığımız kadar insanız…" Başta insanın "ünsiyet" kurabilen birer canlı olduğunu söylemiştik.Kelimenin Arapça kökenleri ise bize bu anlamdan çok daha fazlasını vadediyor.Söz gelimi, köken olarak ileri sürülen"nisyan" kavramı "Yabanilik ve ehlilik (vahşet ve üns)" kavramlarına kıyasla daha çok rağbet görmüş kültürümüzde.Ancak söz konusu olan varlığın mihverindeki insan olunca bu kelimeyi sadece unutmak anlamına gelen kökeni ile bağdaştırmak yeterli değil.İşte bu yüzden 'İslam ahlakçıları da "unutma" kelimesini
1000Kitap
Tahrir Vazifeleriİsmet Özel · Tiyo Yayınları · 20141,476 okunma
"Yolculuk önümde açılan çizgisiz bir defterdir."
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2022 71. kitabı
"Bilinmeyeni aramanın ve kurcalamanın" çizdiği bir defter elimizdeki kitap. Hani bütün yolculuklar en nihayetinde tefekküre çıkar ya işte bu kitap da Akif Emre'nin yolculuklarının çizdiği tefekkür kalelerinden oluşuyor.Modern zamanla birlikte aramıza sınırlar çizilip, ideolojik iğvalarla parçalandığımız medeniyetlere dair bir yolculuğa çıkıyoruz.Bu yüzden yazılanlar çizgisiz bir deftere kaydolunmuş.Yani herhangi bir sınırın,hizanın olmadığı ve her adımda tefekkürün sınırsız ufku ile doldurulmuş bir defter.. Başlangıçta Endülüs'ü ve El-Hamra'yı yeniden düşünebileceğimiz yazıları var Akif Emre'nin.. Neden mi 'yeniden' düşünüyoruz çünkü bir zamanlar bu coğrafyaya İslamiyet'i düşünen ve zikredenler hakimdi.Turgut Cansever'in deyimi ile "Şehri imar ederken nesli de ihya eden" Endülüs medeniyeti Allah'tan başka gâlip olmadığı hakikatini sadece El-Hamra'nın tuğlalarına yazmakla kalmaz.Zira Hristiyan hakimiyetine girdikten sonra dahi bir çok Endülüs köyü Müslüman olduklarının bilincinde gizlice Müslüman kalmayı başarabilmiştir.Ancak bütün bunların da ötesinde;Moriskoların yaşadığı zorla hristiyanlaştırma faaliyetlerinin travmaları, yurtlarından sürülmenin verdiği gurbet çilesi ve bizim idrakimizde çürütülen medeniyet bağlarımıza atıfları da görmek mümkün Akif Emre'nin defterinde.. Belki de Avrupa tarihinin en feci soykırımı olarak nitelendirilebilir Endülüs Müslümanlarına yapılan.Yıllarca kendi beldelerine baskı altına yaşamak;göreneklerini,dillerini,mallarını terk etmek ve Katolikmiş gibi davranmaya çalışarak Müslüman kimliklerini gizlemek zorunda kalmak soykırımın ta kendisi çünkü. Ancak engizisyon ağır baskılarına rağmen ayakta kalmayı başarır Endülüs kültürü.Müslüman bilincin"…taşa bile sirayet etmesini istedikleri sağlam bir ruhi değere sahip oluşu",İslam'ı Endülüs'ün
1000Kitap
Çizgisiz DefterAkif Emre · Büyüyenay Yayınevi · 2016671 okunma
Reklam