Nisa

Nisa
@Kainatta1Saye
Yaşamak not defterim
İçimizdeki Musalardan ne haber vardır?..
Gün geçtikçe öfkemizi kabartan kalbimizi daha da çok kanatan haberlere açıyoruz gözlerimizi… Ekranlarda;“kendi” evlerinin onlarca çocuğun körpe bedenlerine mezar oluşuna şahit oluyoruz.Merhamet, daha önce yeryüzünde böylesine acı çekmiş midir yahut daha ne kadar acı çekecektir? Savaş dün başlamamıştı evet muhtemelen ateş kesilince de sonlanmayacak.Geride kalan enkazlardaki yaralı çocuklar ertesi gün yeniden ölmeye yatacaklar.Kim bilir daha kaç çocuk uykularında belki de analarının koyunlarında şehadet şerbetini kana kana içecek?.. Bize gelirsek arşivimizde bekleyen “tepkiler, kınamalar ve lanet okuyuşlarımızı”yeniden gündeme taşıyoruz.Bayrağın kudsiyetinin ne demek olduğunu fehmedemeyen takma akıllar ise ahkam kesmeye kaldığı yerden devam ediyor… Sözüm ona kimi medya mensuplarının sergilediği ahlaki miyopluktan söz etmiyorum bile… Bu kaçıncı kertik yüreğe atılan bilmiyorum, yüreğimize daha kaç tane şarapnel parçası saplanacak onu da bilmiyorum… “İçimizdeki Musalardan ne haber vardır..? İbrahimlerden.. Yusuflardan... Yoksa Musa'yı Kızıldenizde yalnız mı bıraktık..? Kendi ellerimizle mi verdik İbrahim'i nemrutlara…”diye seslenmişti Numan Arıman Filistinli çocuklara yazdığı Verâ şiirinde… Eskiden dua ederken “Allah’ım Selahaddinleri yetiştirebilmeli, yahut Selahaddinleri yetiştirecekleri yetiştirebilmeyi nasip et derdim hep…Gökyüzünü kötü hatırlayan çocuklara gökyüzünü sevdirmeye niyetlenmiştim çünkü.Artık daha da çok çalışmalı, okumalı ve dünyayı değiştirme cehdi gösterebilmeliyiz…Ülkesinin sürgün yerlerinde bizi bekleyen çokça Verâlar var çünkü…
Filistin'e ses ol
Gamze isimli okura yanıt verildi
Nisa
Tabi ki paylaşabilirsiniz..
Reklam
Gönül Sadası
. Gönül Sadâsı adında güzel mi güzel, Kemal Sayar ve Sâdettin Ökten hocanın hasbihâl ettiği bir program var. Mutlaka bilen, dinleyen olmuştur. Her dinlediğimde not aldığım şeyler oluyor fakat o an elimin altında ne varsa -bir kitap kenarı ya da bir ajanda- oraya yazdığımdan dağınık kalıyor. Bu yüzden, sağda solda dağınık kalacağına derli toplu dursun diye buraya aktarmaya karar verdim. Bismillah.
Duygu ve Düşünce
Nisa
Gerçekten çok güzel bir program, ben de Ramazan’da 30 güne 30 bölüm izleme hedefi koydum.Şahane gidiyor.İki güzide büyüğümüzü aynı programda dinlemek aynı anda onlarca film izlemek, kitap okumak yahut onlarca şehri gezmişsin hissi yaratıyor..🍀
Ahlak Ulan Ahlak..! (Şunu bir okuyun hele)
Tabiatta tekrar hakimdir. Herhangi bir ağaç bahar geldiğinde ben yeşermeyeceğim diyemez. Yeşermiyorsa ölüdür zaten. Hayvan ve bitkiler tabiat kanunlarına uymaya mecburdurlar. Ancak insan farklıdır. İnsanda iç güdü (nefis) ile birlikte bir de akıl vardır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en büyük özelliklerinden biri seçme, değiştirme ve inşa etme potansiyelidir. Eğer insan bu aklı iyiye kullanırsa iyi, kötüye kullanırsa kötü ahlak sahibi olur. İyiyi ve kötüyü de ahlak anlayışımız belirler. Her medeniyetin kendi ahlak anlayışı vardır. Hak-batıl mücadelesi de doğru ile yanlış ahlakın çatışmasıdır. Her hareket ve ideolojinin kendi ahlak anlayışı vardır. (Elhamdülillah ki biz İslam ahlakını benimsiyoruz. Acaba benimsiyoruz muyuz diye uyuz bir soru sorayım.Hatta biraz daha soruyu hususileştireyim; Kapitalizm de ahlaktan bağımsız bir hareket olmadığına göre Kapitalizm ahlakı Müslümanların ahlakından ne aldı diye bir soru bırakayım...) Ahlak varsa insan her istediğini yapamaz. Sınırsız özgürlük peşinde koşanlar ahlak tanımayanlardır da denebilir. Bir toplumun ahlak anlayışına ters davrananlar o toplumun huzur ve güveninin bir kısmını gasp etmiş olurlar. Bu gasp da karşılıksız bırakılmamalıdır. Bu sebepten dolayı hukuk vardır. Neyse bu mevzu uzar... Sadettin Ökten Hoca'nın gençlerle başbaşa programından alıntılar ve üzerine zeyl diyelim...
Edebiyat
Nisa
Eyvallah teşekkür ederim.Çok istifadeli bir program. Taşları Yemek Yasak İsmet Özel’ın okuduğum en iyi kitaplarından biriydi diyebilirim.Bu zeylin çoğu da kitaba yazmaya çalıştığım incelememeden bir alıntıydı, bir gün incelemeyi de bitiririz inşallah diyelim Sadettin hocanın programda bahsettiği konulara çok güzel temasları var zira.
Ahlak Ulan Ahlak..! (Şunu bir okuyun hele)
Tabiatta tekrar hakimdir. Herhangi bir ağaç bahar geldiğinde ben yeşermeyeceğim diyemez. Yeşermiyorsa ölüdür zaten. Hayvan ve bitkiler tabiat kanunlarına uymaya mecburdurlar. Ancak insan farklıdır. İnsanda iç güdü (nefis) ile birlikte bir de akıl vardır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en büyük özelliklerinden biri seçme, değiştirme ve inşa etme potansiyelidir. Eğer insan bu aklı iyiye kullanırsa iyi, kötüye kullanırsa kötü ahlak sahibi olur. İyiyi ve kötüyü de ahlak anlayışımız belirler. Her medeniyetin kendi ahlak anlayışı vardır. Hak-batıl mücadelesi de doğru ile yanlış ahlakın çatışmasıdır. Her hareket ve ideolojinin kendi ahlak anlayışı vardır. (Elhamdülillah ki biz İslam ahlakını benimsiyoruz. Acaba benimsiyoruz muyuz diye uyuz bir soru sorayım.Hatta biraz daha soruyu hususileştireyim; Kapitalizm de ahlaktan bağımsız bir hareket olmadığına göre Kapitalizm ahlakı Müslümanların ahlakından ne aldı diye bir soru bırakayım...) Ahlak varsa insan her istediğini yapamaz. Sınırsız özgürlük peşinde koşanlar ahlak tanımayanlardır da denebilir. Bir toplumun ahlak anlayışına ters davrananlar o toplumun huzur ve güveninin bir kısmını gasp etmiş olurlar. Bu gasp da karşılıksız bırakılmamalıdır. Bu sebepten dolayı hukuk vardır. Neyse bu mevzu uzar... Sadettin Ökten Hoca'nın gençlerle başbaşa programından alıntılar ve üzerine zeyl diyelim...
Edebiyat
Nisa
İletiyi okurken ben bunları bir yere yazdım sanki diyerek okudum.Notlarıma bakınca anladım ki Saddetin Ökten hocanın -Gençlerle Başbaşa programının 5.bölümden sanırım. Bana kalırsa Kapitalizm bize hürriyeti vadetti vadetmesine ama bunu yaparken de “özgürlüğümüzü” elimizden aldı.Belki çok tezat gelecek okuyunca ama işin aslı bu.Minareyi çalan kılıfına da “hürriyet” görünümü verdi sadece.Ve biz o kılıfın çakma, Ademoğlunun ‘öz’üne yabancı bir şey olduğunu hiç anlayamadık.. "Özgürlük kelimesi bize 'ÖZ'ün 'GÜR'lüğünden söz ediyor." diyerek muhteşem bir tespitte bulunur İsmet Özel Taşları Yemek Yasak kitabında. Bir şeyin özünden söz ederken aynı zamanda o şeyin en halis durumundan, nüvesinden yahut cevherinden söz ediyoruz demektir. Yine bir şeyin 'Gür' olması ise onun bereketi, bolluğu ve çokluğuna istinaden gelişir. Dolayısı ile "öz-ü-gür-lük"ten söz edebileceksek eğer bize insanlığımızı temin ettirebilecek, ne olduğumuzu anlatabilecek, en halis, arı duru vasıflarımızdan bizi haberdar ettirebilecek kaynaklarla bağımızın olması gerektir. Kur'an'ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye tam da burada imdadımıza yetişir aslında."Bizim özümüz Rabbimiz tarafından bize verilmiş bir cevherdir. Eğer biz onun değerini bilir ve korursak gürleşir. Özgür oluruz. Ama önce özümüzü tanımaz, tanıdıktan sonra da onun sağlığına elverişli tutumumuz olmazsa insan vasıflarımız zaafa uğrar, bundan kainat da zarar görür, biz de zararlı çıkarız…"Kapitalizm insan olmamızın özünü teşkil eden vasıflarımızı gerçek manada zaafa,hazza ve hatta ayartıya dönüştürüyor.Ve günün sonunda insanın yine başka bir insanın ‘kurdu’ olduğu, uygarlığın bedelinin psikoz olduğu bir sistemin çarkları arasında kalıyoruz. Akif diyor hani “Muhitin hali insaniyetin timsalidir sandım..”’İnsaniyetimiz’ muhitte tecessüm ederken onun tesirini de alıyor.”Kainatın zarar gördüğü ve bizim de zararlı çıktığımız” kısım tam olarak burası.. Halbuki özgürlük dediğimiz şey, bizim en halis fıtratımızda bulunan şeyin serpilip hayat bulabilmesi demekti.Ve yine insan, mayası gereği melekle hayvan arasında oluşunu "öz-ü-gür-lük" kavramıyla ayırt edebilecekti. Ademoğlu bu ayırt edişi ise en iyi “ikra” emrine müsemma olarak gerçekleştirebilir. Cenab-ı Hakkın insanlığa muhattap kıldığı bu ilahi emir sadece kitap okumak,okunanlar üzerine bir şeyler yazıp çizmekle mukim değil.İbrahim Aleyhisselam’ın gerçekleştirdiği üzere "اِنّٖي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذٖي فَطَرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ حَنٖيفاً "/"Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim."/En'am 79 yönelişi “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” emrine denk bir devrimdir…Yani Yalnızca Allah Teala'ya yönelme ve O'na teveccüh etme hali…Kabile toplumlarında bir isme hürmet ve tazim çok yaygındır. Ancak tıpkı besmelede olduğu gibi "bismi rabbike" emri bizi yalnızca Allah'ın esmasına yönelmeye çağırır, esas güvence "fi'emanillahtır" çünkü… Hz.Adem'e öğretilen esmalarla ilişkili olan bu emir, varlığımıza kıble tayin ettirmektir ve kaldı ki bu durum muazzam bir 'özgürleşmeyi' de berberinde getirir. Tıpkı İsmet Özel'in kitapta da dile getirdiği gibi "İslam, özgür olmanın bilgisidir." çünkü… Yukarıda bahsettiğim " okumak,özünü bilmek" hakikatlerini ve insanın melekle hayvan arasında olduğu hakikatini Yunus Emre şu muazzam nutkunda nasıl da güzel dile getirmiş: "İlm okımak bilmeklik kend’öz’ini bilmekdür Pes kendözün bilmezsen bir hayvândan betersin" Kim bilir belki de ilk ve en önemli taşı burada, özgürlük kavramının ayrımını yaparken yemişizdir.. Yani kapitalizm ahlakı bizden “özgürlüğümüzü” ve -zahiren bilmesek de batıni olarak- ona yüklediğimiz anlamları aldı.Geriye de pek bir şey kalmadı aslında diyebiliriz. İlerleyen bölümlerde Sadettin hoca Korkut Tuna’dan şöyle güzel bir alıntı aktarıyor:”Her medeniyet kendi kavramlarını üretir ve bu kavramların içerisine kendi muhtevasını doldurur.”Biz bir kere “özgürlük” kavramını ve bu kavramın muhtevasını kaybettik-kaldı ki şu an yanlış yerlerde de arıyoruz.- Ve yine ikinci büyük sıkıntımız kendi kavramlarımızı üretemeyişimiz ve bu kavramları kendi muhtevamız ile dolduramıyor oluşumuzdur vesselam…