Boş verin

Boş verin
Aşk, Ait olmadığı her yürekte gurbettedir. Mek
Feminizm Şeytanı :) işi neymiş?
Feminizm şeytanı kadın ve erkek arasına ayrılık ve düşmanlık soktuğunu söyledi.
Roman
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kiliseyi ayakta tutan yalanlar?
Kendilerini kilise, dolayısıyla yanılmaz sayan bazı insanlar, istedikleri zaman, Kutsal kitapta söylenenlerin tam tersini söyleyebiliyorlar. Bu işin içinden sıyrılmayı da talebelerine bırakıyorlar. Mesela Kutsal Kitapta şöyle deniliyor: "Bir tek rehberiniz vardır, o da Isa'dır. Yeryüzünde hiç kimseye Rab demeyin. Çünkü sizin Rabbiniz bir tanedir. O da göklerdedir. Kimseye veli demeyin, çünkü sizin veliniz bir tanedir, o da Isa'dır." Onlarsa şöyle diyor: "İnsanların rableri ve velileri yalnızca biziz." Yine Kutsal Kitapta şöyle denilmektedir: "Dua etmek isteyince tek başına, gizlice dua et. Allah seni işitir." Onlarsa: "Herkesin, tapınaklarda, şarkı ve musiki eşliğinde dua etmesi zorunludur" diyorlar. Yine aynı şekilde kitapta: "Asla yemin etmeyin" denilmiştir. Onlarsa insanların kendilerine boyun eğmesi için yemin etmenin gerekli olduğunu söylüyorlar. Yine kitapta: "öldürmeyeceksin" ibaresi yer almaktadır. Onlarsa savaşta, mahkemede insan öldürülebileceğini, daha doğrusu öldürülmesi gerektiğini söylüyorlar. Yine kitapta: "Benim dinim ruhtur, hayattır. Ekmekle beslendiğim gibi onunla beslenirim" denilmektedir. Onlarsa şöyle diyorlar: "Şarabın içine ekmek doğranıp, bu ekmek parçaları üzerine belli dualar okununca ekmekten et, şaraptan da kan olur. Bu ekmeği yiyip, şarabı içmek ruhun kurtuluşa ermesi için gereklidir."
Din
Tolstoyun kilise tespitleri. İlginç!
- Peki ama, bu din öyle sade, öyle açık bir dindi ki yorumlanmaya hiç ihtiyacı yoktu. Mesela şu hüküm nasıl yorumlanabilir: "Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan, başkalarına öyle davran." Küçük pelerinli şeytan buna şöyle cevap verdi: - Bu iş için, benim öğrettiğim, çeşitli usulleri kullandılar. Bu meseleyi daha iyi anlatabilmek için önce size insanlar içinde anlatılagelen bir hikayeyi anlatayım: "Bir zamanlar bir iyi, bir de kötü büyücü varmış, iyi büyücü, bir insanı, kötü büyücünün şerrinden kurtarmak için, buğday tanesine çevirmiş. Kötü büyücü, birden bir horoz olup, tam taneyi yutacakmış ki iyi büyücü tanenin üzerine bir şinik buğday dökmüş. Böylece kötü büyücü aradığı taneyi bulamamış." işte onlar da benim öğütlerime uyarak, Allah'ın kitabının özü niteliğinde olan "Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan, başkalarına öyle davran" ayetini o hale getirdiler. Hak kitap olduğunu iddia eden 49 kitabı kutsal tanıdılar. Bu kitaplardaki her sözün Allah'a ait olduğunu söylediler, işte bu şekilde, kolayca anlaşılan biricik gerçeğin üstüne yığın yığın sözde kutsal gerçekler serptiler. Bunların hepsini kabul etmek mümkün olmadığı gibi, bunların içinde, insanlara gerekli olan gerçeği bulmak da mümkün değildi. Gerçeği bulmak için uğraşanları da yakarak öldürüyorlardı. Bu, bin yıldır başarıyla uyguladıkları bir usul. Şimdilerde bu usulü terkettiler.
Büyük şeytan küçüğüne sorar
O "kilise" dediğinde de ne biçim şey? diye sordu. - Kilise, yalanları Allah’a doğrulatan kurumun adıdır. Bu işi Allah'a dayanarak ve: "Vallahi bu şey doğrudur" diyerek yapar. Kilisenin en büyük özelliği yanılmaz olarak kabul edilmesidir. Kiliseye mensup insanlar da kendilerini yanılmaz gördüğü için ne kadar hata ederse etsin bunda diretirler.
Roman
Kilise şeytan icadı! Tolstoy diyor
Fakat bu müthiş aldatmacanın farkına varırlar diye ödüm kopuyordu. O zaman "kilise" diye birşey uydurmak aklıma geldi. Onlar ona inanınca rahatladım.
Din