- İşte size beni düşünmeniz için, diyerek yelpazeden bir tüy koparıp bana uzattı. Tüyü aldım, ona olan derin hayranlığımı, minnettarlığımı yalnız gözlerimle anlatabildim.
İlk Dan Brown kitabım ve asla son olmayacak. Kalemine, anlatımına bilimle iç içe oluşuna, yazdığı anlattığı şeylerin gerçeklik payı ile merak uyandırmasına ve akıcılığı ile uzun zamandır okuduğum en iyi gerilim romanıydı. BA-YIL-DIM
Kitabın konusundan bahsedecek olursam; Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon efsanevi gizli örgüt Illuminati'nin hâlâ faaliyette olup cinayetler işlediğini öğrenince şok geçirir. Parlak bir fizikçi olan Leonardo Vetra cinayete kurban gitmiştir ve göğsü örgütün semboliyle dağlanmıştır. Bilimadamının son buluşu güçlü ve çok tehlikeli enerji kaynağı karşımadde çalınmış ve yeni Papa seçiminin gerçekleşeceği gün Vatikan şehrinin altına saklanmıştır. Langdon, Vetra'nın meslektaşı ve aynı zamanda kızı olan Vittoria ile medeniyeti yok olmaktan kurtarmak amacı ile Roma sokaklarında ve kiliselerde soluk soluğa koşuşturarak 400 yıllık izi takip edip Illuminati'nin izini bulmaya çalışırlar.
Kitabın geçtiği mekanlar -ki özellikle CERN- okurken orda bulunuyormuşsun gibi hissettiriyor ve gidip görmesen bile anlatım o kadar sade ve güzel ki doğrudan kafanda mekanlar oluşuyor ve kitap tamamen seni içine çekiyor
Cinayet, dedektiflik, aşk, din, inanç ve tabi ki bilim bu kitapla bilimin kölesi olduğumu bir kez daha farkettim bahsettiği her bilimsel konu her yeni şey bende merak uyandırdı ve açıp baktığımda çoğu şeyin gerçek olduğunu gördüm. Bu durumda bu kitap hem iyi hem de kötü etkileyebilir insanları çünkü neyin gerçek neyin kurgu olduğunu anlamak ve kitapta ki inanç vb. konularda boşluğa düşmemek için her şeyden önce bunun sağlam ve gerçeklerle çok iç içe harmanlanmış bir kurgu olduğunu bilerek başlamalısınız okumaya
Dan Brown artık favori yazarlar listemde en başlarda yerini aldı bu yüzden tabi ki sizlere de öneriyorum fakat okurken
Çocukların dünya hayatının süsü olması, çevreye umut ve huzur saçması eşsiz bir durum olsa gerek, çünkü çocuklar en masum haliyle doğar ve büyüdükçe bedenleri gibi karakterleri de şekillenmeye başlar. Çocuğun doğru bir şekilde eğitilmesi ve yetiştirilmesi oldukça önemlidir. Çok şımartılmamasına ve güzel ahlaklı olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumu İsra Sûresi 23. Ayetiyle desteklemek istiyorum; "Rabbin, O' ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: ÖF bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle." buyurmaktadır. Burada çocuğu en çok etkileyen faktör elbette ailesi olacaktır. Aile durumu iyiyse- sorunsuzca eğer, çocuk doğru yetiştirilecektir. Çünkü çocuk her görüp öğrendiğini uygular.
Peki sorunlu bir aileyi düşünürsek eğer, durumu kötü, sürekli tartışma halinde ve düzensiz bir yaşam...
Böyle bir ailenin çocuğu mutlu ve huzurlu bir yaşamı olmayacaktır. Anne- Baba tartışmalarına şahit olması hem psikolojisini bozacaktır hem de içindeki yaşam sevincini söndürecektir. Bir çocuğun kalbi kin beslemesi gelecek hayatını da şüphesiz olumsuz etkileyecektir. Burada ön plana çıkan faktör "Yuvanın Durumu" dur.
Hani derler; "Cennette ferahlık ve sevinç evi denilen öyle gösterişli bir yer vardır ki, oraya yalnız çocukları sevindirenler girebilir." O yüzdendir ki çocuk sevgiyi en çok hakedendir.
Boşanacak bir aileyi örnek göstermekte fayda olduğunu düşünüyorum ki eşin çocukları varsa vay hallerine. Eş sadece kendi saadetini düşünecektir. Nasılsa "Koskoca evrende çocuğun psikolojisini kim umursar ki?" düşüncesine kapılır ve sönen o yaşam sevincini anlayamaz. Böyle bir ailenin üyelerinden en zorlanacak olan çocuktur. Hayatı da mahvolacak olan yine ne yazık ki çocuk