Rahmetli Süleyman Nazif, gazetelerden birinde, bu giriş gününe "kara gün" adını vermiştir ve birkaç satırlık bir fıkra yazmıştır.
Franchet d'Esperey bunu haber alınca:
- Hemen yakalayınız, kurşuna diziniz, emrini verir. Kim bilir kimlerin ricaları üzerine Dolmabahçe sarayına yerleşmek ve Süleyman Nazif'i kurşuna dizdirmekten vazgeçer.
Gücüme giden olayı da anlatayım: Bahriye Kurmay Başkanı Rauf Bey'in (Orbay) Cemal Paşa ile arası iyi değildi. Olabilir. Onun yerine Bahriye nazırlığına geldi.
Cemal Paşa son iktidar günlerinde beni çağırarak:
- Biliyorsun, bana Adana' dan dilediğim hayır işlerine harcanmak üzere bir hayli para verilmişti. Yirmi bin lirası arttı. İstanbul'a
getirdim. Kendi adıma vezne kasasındadır. Fakat benim param değildir. Acaba nereye verebilirim, diye sordu.
Türk ocakları hatırıma geldi. Ocağın kimsesiz çocukları okuttuğunu da biliyordum:
- Çok iyi... Parayı al, götür, Halide Hanımefendi'ye teslim et.
Nereye harcayacağını o daha iyi bilir. Senedi al, getir, dedi.
Dediğini yaptım. Halide Hanım da pek sevinmişti.
Bir gün beni Bahriye Nazırı Rauf Bey' in istediğini söylediler.
Gittim:
- Son günlerde vezne kasasından 20 bin lira çekilmiş. Nedir bu, dedi.
Hikayeyi anlattım. Paranın Bahriye ile hiçbir ilişiği olmadığını da sözlerime ekledim. Cemal Paşa memleketi bırakırken alıp götürse de hiçbir şey çıkmazdı. Rauf Bey:
- Ocak mı? Türk ocağı ha ... Ben öyle şey dinlemem. Ya gidip geri alarak getirirsin ya da Cemal Paşa'yı da, Halide Hanım'ı da sizi
de gazetelere veririm, dedi.
Parayı geri verdik.
Bir devletin batışı günlerindeydik. Düyun-u Umumiye İngiliz
Daimler Vekili Sır Adam Block, 1914'de harbe girmemiz üzerine İstanbul' dan ayrılacağı zaman şöyle demişti:
- Eğer Almanya kazanırsa, siz de Alman kolonisi olacaksınız. Eğer İngiltere kazanırsa mahvoldunuz!
Harbi İngiltere kazanmıştı.
İtilaf devletleri İttihat ve Terakki liderlerini ayrıca şahıs şahıs cezalandıracaklarını ilan etmişlerdi. Halk için bir ölüm-kalım, iktidar için sadece bir ölüm günü yaklaşmaktadır.