Rezan

Rezan
@Kalataninsahi
Ben bi başkasıdır
Öğrenci
İstanbul
İstanbul, Bakırköy, 9 Nisan
63 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
@Kalataninsahi·
·
sabitlendi
Kalinikhta
Yanıma baktım kimseler yok. Az önce çevrem insanla doluydu. Köpekler havlıyor, ağaçlar hışırdıyordu. Bir ırmak akıyordu kulağımın dibinden. Ağaçlar suları yıkıyordu. Hayvanlar insanları öpüyordu. Köpekler konuşuyor, insanlar havlıyordu. Gökyüzü sarıydı. Birisi: "Canımsın, diyordu, canımsın, ağacımsın, ırmağımsın; denizim benim." Ötekisi bir insan kokusu içinde sıcaktı. Cevap vermiyordu. Elinin üstündeki mavi damarlar bir dostluk denizine akıyordu. Saçları kara, gözleri kara, kaşları kara, kara günler, kara hikâyeler doluydu. Dudaklarında şimdiden sonra söylenecek kızoğlankız türkülerin boyu vardı. Sandalın içindeki güneşten, gökyüzündeki tozdan, ağacın kırmızısından mı ay önce doğuyordu. Bir dudağım yerde, öteki dudağım kuyruğunda ateş gibi gidip geliyordu içimden. "Seni damarımda, bileğimde atıyorum." Yıldızlar asılmıştı ağaçlara. Soğuk kandil kandil sarkıyordu. Yanımda dostların en koyusu, kadehimde sakız rakısı, dilim kekeme, elimde olta, oltanın elinde zoka, sandalda Barba Stanco, küpeşte Sivriada, yıldızlar bağrımda; dümendeyim. Motor hışır hışır hışırdıyor. Köpek sesleri geliyor dostçasına. Ağaçlar yıldızları, ağaçlar tepeleri, köpek sesleri sabahları getiriyor. Bir balık kokusu içiyorum. Bir Rum evinden midye tavası, bıyıklarımın içinden anason kokusu geliyor. "Canımsın" diyorum kime. Kahve fincanına düşen sabah yıldızını kokluyorum. Mis gibi kahve kokuyor. Kocayemişlerinin çiçeği pare pare. Karabaşları avuçlarımda eziyorum. Dilime arılar konuyor, gözümü arılar sokuyor, güneş batıyor, bir karabatak düşünüyorum. Martının biri boşlukta bir direğe konuyor. Çakıla, sulardan elbiseler giymiş, hava renginde askerler çıkıyor. Çakılda ayak sesleri duyuyorum. O, Aspasya’dır o. Aspasya’dır. Yaseminli Aspasya, kâfur kokulu Aspasya, Paskalya çiçeği sarısında Aspasya,
Sayfa 25 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Yunanlar ile İlgili
Yunanistan'ın o yaşamı bozulmuştur, o güzellik artık acı bir tat almış bir gün ışığıdır, öyle, ama bunların şimdiki yoksulluğuna başkaldırmak, bilinmezlik gerekçesiyle bu yoksulluğa lanet etmek, sevgi olmadan önce nefret olmak, gerçek uyuma, gerçek nimete ermenin yolu mudur sahiden? Bu daha çok, yoksun kalınan büyük şölenden büsbütün dışlanmak değil midir? Arthur Rimbaud
Çok gençtim, İsa soluklarımı lekelediğinde. Beni gırtlağıma kadar iğrentilerle doldurdu! Öperdin sen yünler gibi derin saçlarımı, Kendimi bırakırdım ben de... Ah! Git, size iyi gelir, Siz erkekler! Pek düşünmezsiniz ki en âşık kadın, Pis ürkülerle dolu bilincinin altında, En satılmış, acı çektirilmiş kadındır, Ve sizin kollarınıza atılmakla hata ederiz! Çünkü geçeli çok oldu ilk Kudas ayinim. Senin öpücüklerin nedir bilemedim asla: Hem yüreğim, hem bedeninin sardığı bedenim İsa'nın kokuşmuş öpücüğüyle kaynaşmakta! O akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan, Ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen Başım göğsünde, ne severdin beni o zaman! Ne söyledikse çoğu ölmeyecek şeylerden O akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan. Arthur Rimbaud
Şiir
Ah, ah! Çöreklenmiş engerekler doğursaydım Şu maskaralığı besleyeceğime! Lanet olsun, geçici zevkler verip Beni cezama gebe bırakan o geceye! Arthur Rimbaud
Şiir
Sen belki de hâlâ bu adamın bütün işlerinde tam bir Nazi şuuruyla hareket ettiğine inanmak istememektesindir.
Sayfa 28 - Yapı Kredi Yayınları
Alıntı
Reklam