Bazı kardeşlerim bana "Abla nasıl Risale-i Nurlarla tanıştın ?" diye sualde bulunmuş, bende buna seve seve cevap vermek isterim.
Elcevap; Üniversite 1.Sınıf'ın vize haftasında iken o günkü sınava çalışmak üzere okul kütüphanesine gitmiştim. Sürekli olarak çalıştığım bir yer vardı. Her zamanki gibi oraya gittim. Masanın üstünde "Düzceli Mehmet " adında bir kitap vardı. Dikkatimi çekti arkasında " Bu bir gerçek hayat hikayesidir." yazmıştı. Çalışma kağıtlarımı bir kenara ittip biraz okumak istedim." Bunu da okuyup bırakırım." diye diye 1 yada 1.5 saatte kitap bitti. Ve bende bittim... Her okuduğum kelime bir sille gibi yüzüme çarptı. Sınavı unutmuştum, kendime gelebilmek için dışarıya çıkmak istedim. Kütüphaneye giren o kız ile çıkan kız aynı kişiler değillerdi artık. Sinava girdiğimde dahi o kitap aklımdaydı hoş sınavı nasil yaptığımı bilmiyorum ya neyse... Kitabın her zerresi beni etkilemişti ama bir isim vardı" Bediüzzaman Said Nursi" kimdi bu adam , bu denli inançsız bir gencin imanına vesile olan o Risale-i Nurlar da neydi? Hemen yurda dönüp her yerden araştırmaya başladım. Normalde de inançlı bir ailede büyüdüğümden dolayı kendimce inançlarıma göre yaşıyordum zaten ama o kitaptan sonra eksikliğimi fark ettim. Kaldığım yurda yakın bir cami vardı, hemen oraya attım kendimi -arayacağımı orda bulacakmışcasına- imam efendiden bir tane Risale-i Nur istedim "Hangisi" dedi "fark etmez amca" dedim ve bana "Hanımlar Rehberi" adında bir kitap uzattı - ihtiyacım olduğunu hisedercesine- yurda dönüp hemen okumak istedim. Ama bir sorun vardı okuduğumdan birşey anlamıyordum. Çok farklı bir şekilde anlamadığım halde ruhumun doyduğunu hissettim sonra anladım ki Risale-i Nur bir nazlı gelinmiş her okuyana kendini açmaz, istikrarlı bir şekilde okursan ve onun huyuna gidersen