Şaşırtmayan bir Cengiz Aytmatov kalemiydi. Bozkırı, coğrafyayı onun gibi tasvir eden az bulunur.Kitapta yağmurun ve fırtınanın gelişini rüzgarın savrulusunu öyle güzel betimlemelerle anlatıyor ki hayran olmamak o anı sanki gerçekmiş gibi yaşamamak elinde değil insanın.Cemile'nin öyküsü birçok hikayeyi saklıyordu içinde .Kayınvalidesinin umudunu, genç kızlığını ,hayata karşı isyanını ,çocuk olan Cemile'yi ,kadın olan Cemile'yi, eş olan ,asker yolu bekleyen ,sevdalı olan Cemile'yi her şeyi içinde barındırıyordu Danyar la olan nahif arkadaşlığı ,sevdası günümüz çalakalem sevdaların çok ötesinde çok uzağında anlatılmıştı. Eleştirmek isteyen Cemile'yi sadakatsiz diye vurabilirdi ama Cemile bu davranışı ile hayatın içerisinde farklı bir rol biçiyor kendisine.Çoğu insan suçlayabilir Cemile'yi ama bugünün yargısından uzak bakılmalı bu hikayeye. Evet belki kızılacak çok şey çıkarılabilir ama hikayede eksik kalan Cemile'nin Sadık ile olan evliliğindeki sadakat ve sevgi kısmı çok eksik kalmıştı. O yüzden de biraz farklı bakıyor insan bu hikayeye.Hele Sadik in mektubunda ki son cümlesi "Cemile'ye de selam" ifadesi sevginin ifade edilmesindeki en büyük eksiklikti .Diyenler olacaktır o zamanlar öyleydi diye ama ayrı bir mektup da gönderebilirdi onun için.Cemile'nin duygularinin ileriye beklentilerinin bence kopma noktasıda buydu. hele yazarın Cemile'nin gidişini gördüğünde arkasından söylediği o cümle "çocukluğumda gidiyor "kısmı tüm hikayeyi alıp götürdü..