Sakarca yazdım şiirleri
Gönlümden düştü bin parça
Arabanın camına yaslanmış baş gibi
Titreyerek şiir nöbetleri geçirdim
Yaşlar aktı sözlerimden
/Harfler dolusuydu zihnim
Kalbime sertçe yağıyordu
Her şair bir şeylerin şairi oluyordu
Ben “şiirlerin şairi” olmuştum/
Şiir ki
Beni en çok öldürendi
Şiir ki
Beni en çok yaşatan
İlikledim kelimelerimi.
Elif Mert
Dağınık ve herkes tarafından olağanüstü tuhaf gözle bakılan bir kadına yanlış bir sipariş işlemi sonucu konserve kutusunda, kadınla zıt özellikler gösteren bir çocuk gönderiliyor. Yazar, bu kitapta bizi zıtlıklarla ve ikilemlerle buluşturuyor. "Böyle bir durumda ne yapmalı?" İnsan hep uslu mu olmalı yoksa hep zıt mı olmalı?
Sık sık şu ifadelerle duruma aydınlık getiriyor aslında: Olağandışı durumlar, olağandışı önlemlerin alınmasını gerektirir!
Yazar bence kendin olacaksın, durum neyi gerektiriyorsa ona uygun çözümler bulmalısın diyor ve bazen "yanlış" yapman gerekiyorsa yapmalısın.
"Hep başkalarının ne yaptığına bakarsan, sen de hep onların yaptığını yaparsın; sonunda da, onlardan biri olur ve kendi kendine bile katlanamamaya başlarsın"
Kondrad kuru üzümlü ekmeğin üstüne ton balığı koyarken "Yedi yaşındaki bir kızın yedi yaşındaki bir oğlanı koruması doğru olur mu? Tersi olması gerekmez mi?"diye sordu.
Bayan Bartolotti bir meyankökü çubuğu emerken "Kimin kimi koruduğunun ne önemi var, Kondrad? Önemli olan korunması gerekenin korunması, " dedi.