İki ayrı milletin beraber yaşadığı Çatlıca Köyü'nde geçen gerçek yaşanmış bir hayat hikayesi. Birbirlerinden kız alıp vermeselerde gayet hoşgörü içinde yaşayan insanların olduğu bir köy. Bir gün Sonya kızımızın Ibrahim'e kaçmasıyla olaylar başlıyor. Sonrasinda Tehcir kanunu ile göç etmek zorunda kalırken Sonya'dan doğma kızımız Arsine'nin yaşamından devam ediyoruz hikayeye. Hikaye dediğime bakmayın okurken yüreğimi parçaladı. Kızlar annelerinin kaderini yaşarmış derler, hangi acı daha büyük karar veremedim. Bir insan doğduğu andan itibaren bu kadar çok kaybı nasıl yaşar?Bir insan bu yaşında bu kadar acıya nasıl dayanır onu da bilemedim.
Arsine'nin Ayşe nine olurkenki hikayesi cok sarstı beni. İsminden dolayı hep gavurun kızı dediler ona,sığındığı akrabalarından görmediği kötülük kalmadı çünkü o gavurun kızıydı. O böyle olduğu için ona her şey yapılabilirdi. (!)
Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır. (Nisa - 2)
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir. (Nisa - 10)
Müslümanlar içinde en hayırlı ev; içinde yetime iyi davranılan evdir. Müslümanlar içinde en kötü ev de yetime kötü davranılan evdir.” (İbn-i Mâce, Edeb, 6)
Kendi dinlerinden olmayan Sonya'dan doğduğu ve adı Arsine olduğu icin gavur diyorlardı. Sanki kendileri çok inandıkları gibi yaşıyordu.(!)İnandıkları dinde yasak olan her şeyi yapıyorlardı. Okudukça nasıl ya bunlar müslüman da bu kız mı gavur diye hep söylendim. Çok sinirlendim, o ana gidip bir şeyler yapmak istedim. Ben okurken bile yüreğimde acı hissederken insanların
ArsineAli Bayram · Arsine Yayıncılık · 2019248 okunma