"Aşık olacak, kapris çekecek, ortak hayatlarına bitmeyen istekler manzumesine çevirecek bir kadının gönlünü eyleyecek hali de, arzusu da yoktu. Öylesine bencil düşünceler içindeydi ki ancak Vuslat gibi sessiz, silik dikkatle bakılmadıkça görülmeyen,varlığına ihtiyaç duyulmadıkça ortaya çıkmayan, o konuşursa dinleyen, sorarsa cevap veren, kısacası hayatını olabildiğince kolaylaştıracak bir kadınla yaşayabileceğini düşünüyor, dahası böyle bir kadın istiyordu."
Beni en çok etkileyen yer oldu burası. Neden bunu yapma gereği duyuyoruz? Bize hayatı dar eden, hayatımızda izler bırakan kişilerin intikamını neden başka insanlardan kesiyoruz? Aziz Beyimiz bir zamanlar bir kıza aşık olup gidiyor, elinde kalan ise hayal kırıklıkları oluyor. Keşke sadece elinde kalsaydı... Babasına benzememek için elinden geleni yaptığını düşünen karakterimiz babasına dönüşüveriyor. Hayatta böyle değil midir? En çok kızdıklarımız aslında bize ne kadar çok benzer...
Yazar o kadar güzel işlemiş ki konuyu. Anlatımı hem sade hem de çok samimi. Sanki Aziz Bey ile hep yan yana gibiymişim, onun penceresinden bakıyormuşum gibi. Aziz Bey'in hayat tarzı size ne kadar uzak olursa olsun kendinizden bir parça bir şeyler bularak okuyacağınıza çok eminim. Okurken çokça sinirlensem bile merhamet beslediğim de çok oldu. Keşke elindekilerin kıymetini kaybetmeden anlayabilseydi. Keşke bu kadar dik başlı burnu kaf dağında olmasaydi diye çokça düşündüm. Başka türlü olsaydı dedim durdum kendimce.
Öykü seven arkadaşlara bu kitabi mutlaka öneririm. Kitabı bitirip onunla bağınızı koparmak istemiyorsunuz.
Ayfer Tunç ile çok kırgın olduğum bir olay üstüne tanışmıştım ve sonrasında yazarı görünce kitaplarını okumayı hep ertelemiştim. Sonrasında kitabı okuyunca