Fehmi Çalışkan

8/10
·331 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
Körlük/Jose Saramago/4*/336 sayfa Kitapta, körlüğün salgın bir hastalık gibi yayıldığı ülkede korku ve paniğin hâkim olması sonucu ahlaki değerlerin çökmesi anlatılıyor. Bir ülke düşünün, insanlar yavaş yavaş görme duyularını kaybediyorlar ve onları görenlere hastalığı bulaştırıyorlar. Günümüzde de görmeyen insanlar var fakat onlar hastalık bulaştırmıyor ve yakınları onlarla ilgileniyor. Orijinal bir eser. Beni etkiledi. Çok beğendim. Rahatsız olduğum tek şey, cinsellikle ilgili olan sayfalar. O sayfalarda insanlığınızdan utanıyorsunuz. KİTABA HAS ÖZELLİKLER Eserde nokta ve virgül dışında imla kurallarına uyulmamış, yazar herşeyi cümle içinde anlatmış. Eserde kişi isimleri yok. Onun yerine, Kahramanlar, Gözyaşı yalayan köpek, Şehla Çocuk, birinci kör, 1. körün karısı , doktor, doktorun karısı, koyu renk gözlüklü kız, gözü siyah bantlı yaşlı adam gibi ifadelerle anılmış. Dr karısının kör olmaması; Yazarın, Bir tanığa ihtiyaç duymasından veya
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ADIM ADIM KİTAPTA YAŞANANLAR Adam trafikte ışıklarda bir anda kör olur “Hiçbir şey görmüyorum, yoğun bir sisin ortasında kalmış, bir süt denizine batmış gibiyim, İyi ama körlük böyle olmaz, dedi öteki, körlerin karanlık içine gömüldükleri söylenir, İyi de ben her şeyi bembe­yaz görüyorum. Biri ona yardım eder ve evine götürür Fakat arabasını çalıp ortadan kaybolur. Karısı gelir, durumunu anlar ve beraber göz doktoruna giderler. Göz doktoru gözde bir bozukluk göremez. Bunun üzerine bir reçete kağıdının üstüne gerekli gördüğü incelemeleri ve tahlilleri yazıp kadına verir. Sonra göz doktoru kör olur Koyu renk gözlüklü kız kör olur. Otomobili çalan da kör oluyor. Trafikte araba kullananlardan bazıları kör olduğundan trafikte sürekli problem yaşanıyordu. KARANTİNA Hükümet önce ailelere baksın körlere diye düşündü, fakat aileler de kör olacağından bundan vazgeçti Sağlıklı olanları korumak için Kör olanları öldürmeyi bdüşünebilirlerdi Ama öldürmeyip karantinaya aldılar Ve körler binalarda toplanmaya başladı Onları hizmet eden gönüllüler de en kısa zamanda kör oluyordu Eskiden akıl hastanesi olarak kullanılan binada Başta 35 kişi/ Sonra 240-250-300 kişi
4/10
·416 syf.··
2024 14. kitabı
Bir kimya meselesi/ Bonnie Garmus/416 sayfa/Roman Roman çok akıcı. Kendini okutturuyor. Baş kahraman Elizabeth. O’nun hayatını, yaşadıklarını, sıkıntılarını, zor bir iş olan anne olmayı, aksiyonunu, hiçbir zaman pes etmemesini ve mücadele azmini anlatıyor. Kitapta: 1960’lı yıllarda nikahsız birliktelik, erkek arkadaşının ölümü sonrası kızıyla yalnız kalmak, hem tecavüze uğrayıp hem de çalıştığı enstitüden atılıp işsiz kalmak, dine ve Tanrıya inanmadığını TV ekranlarından söyleyebilmek ve doğru olduğuna inandığı şeyleri hiç ama hiç çekinmeden söylemek bir kadın için hiç de kolay olmadığını, Elizabeth’in Hastings Araştırma Enstitüsünden atıldıktan sonra bir bilim insanı olmasına rağmen hayata tutunabilmek ve faturalarını ödeyebilmek için KCTV’de yemek programları yaptığını ve sonunda Hastings Araştırma Enstitüsünün Kimya bölüm başkanı olarak çok istediği işine geri döndüğünü, KCTV Genel Müdürünün; “Kural bir: Eğlendir. Kural iki: Eğlendir. Kural üç: Eğlendir." sözleriyle bu sektörün hedefinin toplumu bilgilendirmek değil reyting ve para olduğunu, Elizabeth’in; “Ten rengine dayalı ayrımcılık hem bilimsel açıdan saçma hem de müthiş bir cehalet belirtisi.” nefis cümlesini, Erkeklerin hepsi Elizabeth'i kontrol etmek, ona dokunmak, ona hük­metmek, onu susturmak, onu düzeltmek ya da ona ne yapması gerektiğini söylemek istemişlerdi. Elizabeth neden onu kendileri gibi bir insan olarak, bir meslektaş, bir arkadaş olarak, kendilerinin dengi olarak, hatta sokaktaki bir yabancı, arka bahçesine ceset gömdüğünü öğrenmedikleri sürece ister istemez saygı du­yacakları biri olarak göremediklerini hiç anlamadığını, Elizabeth’in talihsiz bir şekilde bir defa tecavüze uğrarken, bir defa da tecavüzden son anda kurtulduğunu, Erkek arkadaşı ve saygın bilim adamı Calvin’in küçükken
Bir Kimya MeselesiBonnie Garmus · Altın Kitaplar · 20233,985 okunma
Doğum: 18 Nisan 1957 (67 yıl yaşında), Riverside, Kaliforniya, ABD Garmus, Seattle'dan. ABD'de, İsviçre'de ve Kolombiya'da metin yazarı ve kreatif direktör olarak çalıştı. "Babam bir nevi... din uzmanıydı," diye açıkladı Elizabeth. "Neydi?" "Tanrı'nın satış elemanı gibi." "Anlayamadım ..." "Para kazanmak için karamsar vaazlar veren biri. Bilirsin işte," dedi sesi utançla dolarak, "sonun yaklaştığı konusunda ha­raretli konuşmalar yapar ama Kıyamet Günü'nü birazcık ötele­mek için bir çözüm de sunar, mesela özel bir vaftiz ya da pahalı bir tılsım." "Böyle geçim sağlayanlar mı var?" “Olmaz mı." 44 “Başarısız olmadım, sadece işe yaramayan 10.000 farklı yol buldum.” Edison Sf 120 Evli olmadan çocuk sahibi olmanın zorluğu Herhangi bir adam. Bir kadın evlilik dışı hamile kaldığında onu hamile bırakan adam da kovuluyor mu?" "Tabii ki hayır!" "Öyleyse beni kovmak için geçerli bir nedeniniz yok." ''Diyorsunuz ki evli olmayan bir adam, evli olmayan bir ka­dını hamile bırakırsa bunun erkek için herhangi bir sonucu ol­maz. Hayatına devam eder. Her zamanki gibi." 125 Altı buçuk “103 kelime biliyor” demişti Elizabeth defterine bakıp. Daha sonra bu 497 kelimeye çıkıyor. sf 129 Mahalle baskısı
Tütsücüler meydanında hamile bir kadın yolunu kesti Hayyam'ın. Peçesi sıyrılmıştı, on beşinde ya vardı ya yoktu. Tek kelime etmeden, saf dudaklarıyla bir kez bile gülmeden, Hayyam'ın biraz önce satın aldığı ve avcunda taşıdığı kavrul­muş bademlerden bir tutam alıverdi. Hayyam hiç şaşırmadı buna, Semerkant'ın bu epey eski inancından haberi vardı: Ha­mile bir kadın sokakta hoşuna giden bir yabancıyla karşılaşırsa hiç çekinmeden onun yemeğini paylaşmalıydı; o zaman çocuk o yabancı kadar güzel, onun gibi ince uzun olur; aynı soylu ve düzgün yüz hatlarını alırdı. 16 -Biz Semerkant'ta hiçbir feylesof istemiyoruz artık! Kalabalıktan onu onaylayan bir uğultu yükseldi. Bu insan­ların gözünde "filozof" lafı, Yunanların dindışı ilimleriyle ve daha genel anlamda da din ya da edebiyat alanına girmeyen her şeyle fazla yakından ilgilenen herkesi ifade ediyordu. 18 -Bazılarının söylediği gibi zındık mısın gerçekten? Bir sorudan çok, tehlikeyi haber veren bir çığlıktı bu ve Hayyam onu hayal kırıklığına uğratmadı: -Yobazların işgüzarlığından uzak durdum hep, ama Bir'in iki olduğunu da asla söylemedim. -Peki, bu hiç aklından geçti mi? -Asla, Allah şahidimdir. -Bence bu yeterli. Sanırım Yaratan için de yeterlidir. Ama halk kalabalığı için bu yetmez. 24 Kadı; -Uma­rım Yaratan seni dilini tutma bilgeliğinden yoksun bırakmamıştır; yoksa sahip olduğun tüm diğer vasıflar ne bir işe yarar ne de takdir görür. -Düşündüklerimi ifade etmek için yaşlanmayı mı beklemem gerek? -Her düşündüğünü ifade edebileceğin gün, senin torunla­rının torunları bile ihtiyarlamış olacak. Şimdi sır ve korku dev­rindeyiz, iki yüzün olmalı, birini kalabalığa göstermeli, ötekini kendine ve Yaratıcı'na saklamalısın. Gözlerini, kulaklarını ve dilini korumak istiyorsan, gözlerin, kulakların ve bir dilin oldu­ğunu