İnsan neden yaşamak için çabalar sorusunu insan neden ölmek için çabalar dönüştürüp bize felsefi bir soruyla baş başa bırakıyor yazar. Hayatın anlamsızlığından dem vuran yirmilerinde bir genç kızın intihar girişimiyle başlıyoruz. İntihar notunda ünlü bir derginin Slovenya'nın nerede olduğunu bilmediği için sitem eder. Pek de bir intihar mektubu değildir zaten kimse o yüzden kendini öldürdüğünü düşünmez. Onunla birlikte biz de kendimizi bir tımarhanenin içinde buluruz. Ağzında kocaman tüpler haftalarca yatmak zorunda kalır. Uyandığı zaman doktor ona içtiği ilaçlar yüzünden kalbini çok fazla yıprattığı için bir hafta içinde öleceğini söyler. Genç kız ise duyduğunda "demek başardım" diye sevinir. Halbuki beklenen tepki tam tersiydi. Genç kızın öleceği haberi tüm tımarhaneye yayılır. Genç kızımız Veronica, onun gibi orada üç dört hastanın sırasıyla ben diliyle kendi hikayelerini ve Veronica'ya olan bağlarını okuruz. Ölmek ile yaşamak arasında gidip gelen bu kahramanlarımızın hikayesi size de cezbedecektir.
".... Deli olmak, düşüncelerini iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun,ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla yardım bulmaktan umutsuzsun, çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun."
"Hepimizin hissetmişizdir bunu."
"Hepimiz şu ya da bu biçimde deliyiz zaten."