Kitabı Japon Edebiyatı tanımak acaba onlar nasıl yazıyor diye merak edip aldım. İçinde küçük öykülerin yer aldığı bir kitap sanıyordum. Okurken bölümler arasındaki bağlantılar o kadar azdı ki durum öyküsüne benziyordu. İlerledikçe bir papazın önünde günah çıkartan bir adamın öyküsüne döndü. İç monolog bol bol yer verilmiş. 150 sayfalık yarı otobiyografik bir roman. Kitabi bitirmeye yakın öğrendim. Yazarın kendisi de dört kere intihar girişimi olmuş. Neden kitabın klasik olduğu araştırırken(kitap kötü değil ama klâsik olması garip gelmişti. içeriği pek iç açıcı değil) İkinci Dünya Savaşı Sonrası ülkenin geneline yayılan buhran, hayatın anlamsızlığı, yabancılaşma, ve intihar gibi tabu konuları yıktığı, için sevilmiş.
Çocukluğundan itibaren hiç bir yere ait olmayan biri. Hiç kimseyle yakınlık kurmuyor. Kurduğu ilişkiler onun yarattığı eğlenceli ve şakacı personayı delip geçemiyordu. Yoko on çocuklu bir ailede büyümüştü. Zengin bir ailede yaşıyordu. Sıska ve çelimsizdi daima hasta olurdu. Kitapta sürekli okula gitmese bile derslerinde daima iyi notlar alan bir çocuktu. Liseden sonra Tokya'ya gelince hayat düzeni ve yaşadığı hayat değişime uğruyor. Bu çocuğun yürüdüğü yol girdaplaşip karışıyor.
Gerisi kitabın kendi içinde...