Şimdiye kadar tasavvur ettiğim dünya anlamını, gücünü yitirmişti; onun yerinde gece karanlığı hüküm sürüyordu. Bana geceye bakmayı, geceyi sevmemi öğretmemişlerdi ki!
Acaba hayat denilen şey tümüyle komik bir hikâye, inanılmaz, ahmakça bir masal değil miydi? Ben kendi masalımı, kendi öykümü yazmıyor muyum acaba? Öykü, yerine gelmemiş arzular için bir kaçış yolu değil mi? Ulaşılamayan arzular. Her masalcının kendine kalıtım yoluyla geçmiş, sınırlı ruh haline uygun olarak tasavvur ettiği arzular.