Kamile

Şimdiye kadar tasavvur ettiğim dünya anlamını, gücünü yitirmişti; onun yerinde gece karanlığı hüküm sürüyordu. Bana geceye bakmayı, geceyi sevmemi öğretmemişlerdi ki!
Sayfa 39
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İçimde olan, bilinmezliklerle dolu bir dünya. Bunun bütün aralıklarını, girdilerini çıktılarını arayıp incelemek zorundaydım sanki.
Sayfa 39
Mezarda olan biri için zamanın manası olmaz. Bu oda hayatımın, düşüncelerimin mezarıydı.
Sayfa 39
Acaba hayat denilen şey tümüyle komik bir hikâye, inanılmaz, ahmakça bir masal değil miydi? Ben kendi masalımı, kendi öykümü yazmıyor muyum acaba? Öykü, yerine gelmemiş arzular için bir kaçış yolu değil mi? Ulaşılamayan arzular. Her masalcının kendine kalıtım yoluyla geçmiş, sınırlı ruh haline uygun olarak tasavvur ettiği arzular.
Sayfa 38
Mesela karımın beşikteyken hep sol elinin tırnağını kemirdiğini, sonunda parmağının yara olduğunu anlattı.
Sayfa 37