İnsan acaba neden yıldıza,taşa,nehire ve her şeye hayat ve şahsiyet vermek istemiştir? Dünyayı neden başka türlü değil de böyle görmüştür? Ve tersine, medeni insan neden her şeyi nesne olarak görmek ister ve her şeyi anorganik ve mekanik sebeplere irca eder? Binlerce senedir insanlar iptidailerin bu kabuslarından kurtulmaya çalışırlar, hem de bunların karakter ve menşeini bilmeden…
Dünyayı bir salyangozun izlerinde dolaşsam,
Elimde parlak bir harita
Hiçbir atlasta henüz yer almamış.
Ardımsıra yollara hayallerimin kırıklarını bıraksam
Yeter mi bu izler beni kendime getirmeye acaba?
Kalbimi de büyüttüm sonunda
Artık bazen gözlerime tırmanıp bakıyor sokağa
Kirpiklerime tutunuyor, o ince parmaklıklara
Öyle çok büyüdü yani, görsen şaşarsın
Kalbim sanırım büyüyünce
Sokaklarda ağlayan biri olacak
O halde ortak mikorizal ağları nasıl düşünmek gerek? Bir süperorganizma olarak mı? Bir metropol mü? Canlı bir internet mi? Ağaçlar için bir kreş mi? Toprak sosyalizmi mi? Ormanın menkul kıymetler borsasında mantarların itiş kakış yaşadığı geç kapitalizmin serbest pazarı mı? Ya da bitkileri kendi çıkarları için ırgat olarak çalıştıran mikorizal derebeylerinin yarattığı bir mantar feodalizmi mi? Bunların hepsi sorunlu benzetmeler.
Dünyayı insansılaştırdığımızda, diğer canlıların yaşamını onların perspektifinden anlamamız mümkün olmayabilir. Ama acaba bu tutum bazı şeylerin dikkatimizden kaçmasına yol açıyor olabilir mi?