Bu yazıyı okuyup 30 sene sonrada bu yazıda yazılanlarla karşılaşacak olan bizler için bu bir manifesto olmalı.
Ey İnsan, sen bir canlısın, yaratılmışsın ve öleceksin.
Bu konuda hepimiz netiz değil mi ? Yani bu mesajı okuyan ister 1 ister 10 bin insan olsun ; hepimiz öleceğiz.
Peki, saatli bir bomba gibi kurulu bir yaşamın ne zaman patlayacağını bilmeden ; yaşamak denilen bu çaba aslında ne ?
Sahi neye çabalıyoruz biz ? Ne olmak istiyorsunuz, yada nereye varmak? Daha çok yemek mi ? Daha çok zevk mi? Daha çok mal mı ?
Ne bu amaç ?
Oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konur. Yani hayata ister dünyanın en zengini, ister ne fakiri olun ; oyun bitince bütün taşlar aynı kutuya konacak.
Öyle bir oyunun içerisindeyiz ki ; bu oyunda dokunma, yeme, içme, hissetme vb. gibi çok canlı bir ortam mevcut, aslında bir yapımcı var, bizi bir oyuna dahil etmiş ve ne kadar bu filmde oynayacağımızı bilmeden filmin içerisinde rolümüzü oynuyoruz. Yapımcı bizlere oyunda nasıl oynamamız gerektiğini, neleri yapıp , nelere yapmamamız gerektiğini belirtmiş. Oysa bizlerde bu oyunun ne zaman biteceğini bilmeden, veya bize bir bölüm daha yazılmış mı bunu bile bilmeden oyunun içerisinde kırk türlü entrika çeviriyoruz.
Peki , bu oyun bitecek ve hepimiz bir kutuya konacağız değil mi ?
O zaman oyun içerisinde oynadığınız rolde zengin, fakir, güzel veya çirkin olmanız neyi değiştirir ki ? Sonu olan bir oyun bu.
Oyundan çıkanlar "ölüyor". Oyundan çıktıktan sonra kimse ileride ne olduğuna dair geriye bilgide göndermiyor. Yani bu oyunun şifresi ancak ; ölünce ortaya çıkıyor. Bu konuda da hem fikiriz sanırım.
Yani insan denilen canlı, öleceğini bilmesine rağmen, bir oyunun içerisinde olmasına rağmen ; halen bu oyunun içerisinde bir şeyler kazanma peşinde.
Ölüm hepimizin peşinde, biz ise umursamaz