"Kendimi uzun uzun anlatmak ve susmak arasında gidip geliyorum çoğu zaman.
Hiçbir zaman tam anlamıyla hissettiklerimi anlatamayacağımı, anlatsam bile anlaşılmayacağımı bildiğimden susmayı tercih ediyorum.
Hatta içimde biriktirdiklerimi kendime bile anlatmıyorum.
Yazıp yazıp siliyorum hep, cümlelerimi toparlayamıyorum.
Bir şeyler yolunda değil biliyorum fakat inatla her şey yolundaymış gibi davranıyorum.
Bazen düşüncelerim arasında kayboluyorum ve bazen de düşünmekten kaçıyorum.
Böyle nereye kadar devam edecek diye sormuyorum artık kendime.
Çünkü cevabını bilmiyorum.
Sadece bir köşeye çekiliyor sessizce yolunda gitmeyen ne varsa bir an önce son bulmasını bekliyorum..
Göğüs kafesim ise patlayacak gibi. Sussam kalbimin feryadı çökertiyor zihnimi. Hani uzun uzun konuşmak ile susmak arasındayım ya , bu tüketiyor işte beni. Yazılarım bile tükeniyor. Parmaklarımın arasındaki kalem oynamıyor. Keşke tek susan dilim olsaydı diyorum. Tek susan dilim olsaydı da en azından kalemim içimin yangınını dökseydi satır satır. Kimse okumasa bile yüreğim soğurdu, zihnim sakinleşirdi belki..
- Gereğinden fazla kelime kullanıyoruz demek istiyorsunuz yani.
+ Gereği kadar duyguya sahip olmadığımızı söylüyorum.
- Belki de yeteri kadar duyguya sahibiz ama onları ifade edecek kelimeleri kullanmıyoruz.
+ Sonuçta da duygularımızı yitiriyoruz...
Çünkü insan denen mahlukun en önemli niteliklerinden biri unutmaktı. İyiliği de kötülüğü de, acıyı da mutluluğu da, korkuyu da sevinci de unuturlardı. O yüzden aynı hataları tekrarlarlardı...