Geçmiş hepimizin bugününü oluşturan yegane temeldir. Bazılarımız temelindeki oyuklara, bazılarımız geleceğin henüz ne getireceği belli olmayan telaşına kapılır. Kırmızı geçmişte yaşadığı olaylardan kendine bir değersizlik duygusu atfetmiş, geleceğin de bir getirisi olmayan hayal kırıklıklarıyla dolu olduğunu düşünür. Nihayet canını sıkan bu durum, Dr. Mavi ile tanışmasına vesile olur. Her görüşme, kendine farklı açılardan bakmasını sağlar. Dr. Mavi çözüm için önce kendinde var olan güzelliklere başvurması, gelişen olaylara birbirinin devamı ya da mutluluğuna engel görmemesi gerektiğini terapi şeklinde aktarmaya çalışır. Tabi Dr. Mavi'nin başkalarına hayat yolunda yardımcı olmaya çalıştığı gibi, ona da yardım elini uzatan bir dostu vardır. İnsanın elini başkalarına uzatabilmesi için başkasının onu diğer elinden tutması gerekirdi. Beyaz, Dr. Mavi'nin rehberi, içinin aydınlatıcısı, görmeyen diğer gözüydü. Hayat bizim için de böyle değil midir zaten; almadan veremez, vermeden alamayız. İnsan kainatın göz bebeğidir, sonsuz bir itimamla yaratılmıştır. Kendi benliğini başkalarının gözünde değil kendi özünde aramalıdır. Geçmişle yüzleşebilme ve geleceğe umutla bakabilen insan sağlam adım atar. Diğer türlü ayağı takılıp yere yapışır. Düşerse de yerde çalışkan karıncalara, açan çiçeğe bakmalı, dorup soluklanmalı, üstünde uçan kuşa bakmalı, kuşlar kimin uçuşuyor, kediyi besleyince oluşan duygu kendiliğinden mi oluşuyor ya da bunca insan arasında acıma duygusunu neden ben yaşıyorum da doyuruyorum diye kendini sorgulamalı; sorgulamalı ki birilerinin onu düşündüğünü karşılıksız mutluluk verebildiğini görebilmeli ;)