Karizeyn

Karizeyn
@Karizeyn
Aşkın bir adı da yorulmamaktır.
Puan vermedi·64 syf.··
2024 30. kitabı
Çoğunluğun Zorbalığı adlı kitap Alexis de Tocqueville'in 1830'da arkadaşıyla yazdığı Amerika'da Demokrasi adlı eserinden seçilmiş bir bölümdür. Eserin orjinali iki ciltten oluşuyor. Tocqueville bireysel çıkarların çatışmasından değil, seçimle gelen devletin despotizminden korkmak gerektiğini söylüyor. Yaşama , yürütme ve yargının birbirinden bağımsız olması gerektiğini; iktidarın, devleti oluşturan kurumlar aracılığıyla toplumu bir şekilde otoritesinin içine aldığını ve tepkisizleştirdiğini anlatıyor. Çoğunluğun egemenliğinin eşitlik ve özgürlüğü tehdit ettiğini ifade eder, ki eşitliğin özgürlüğün sağlanmasında en temel öğe olduğunu savunur. Ben her sayfasını ayrı bir merak ve üzerine düşünerek okudum, konuya ilgisi olanların okunması gereken bir kitap olduğunu söyleyebilirim ;)
Çoğunluğun ZorbalığıAlexis de Tocqueville · Can Yayınları · 20201,611 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
Geçmiş hepimizin bugününü oluşturan yegane temeldir. Bazılarımız temelindeki oyuklara, bazılarımız geleceğin henüz ne getireceği belli olmayan telaşına kapılır. Kırmızı geçmişte yaşadığı olaylardan kendine bir değersizlik duygusu atfetmiş, geleceğin de bir getirisi olmayan hayal kırıklıklarıyla dolu olduğunu düşünür. Nihayet canını sıkan bu durum, Dr. Mavi ile tanışmasına vesile olur. Her görüşme, kendine farklı açılardan bakmasını sağlar. Dr. Mavi çözüm için önce kendinde var olan güzelliklere başvurması, gelişen olaylara birbirinin devamı ya da mutluluğuna engel görmemesi gerektiğini terapi şeklinde aktarmaya çalışır. Tabi Dr. Mavi'nin başkalarına hayat yolunda yardımcı olmaya çalıştığı gibi, ona da yardım elini uzatan bir dostu vardır. İnsanın elini başkalarına uzatabilmesi için başkasının onu diğer elinden tutması gerekirdi. Beyaz, Dr. Mavi'nin rehberi, içinin aydınlatıcısı, görmeyen diğer gözüydü. Hayat bizim için de böyle değil midir zaten; almadan veremez, vermeden alamayız. İnsan kainatın göz bebeğidir, sonsuz bir itimamla yaratılmıştır. Kendi benliğini başkalarının gözünde değil kendi özünde aramalıdır. Geçmişle yüzleşebilme ve geleceğe umutla bakabilen insan sağlam adım atar. Diğer türlü ayağı takılıp yere yapışır. Düşerse de yerde çalışkan karıncalara, açan çiçeğe bakmalı, dorup soluklanmalı, üstünde uçan kuşa bakmalı, kuşlar kimin uçuşuyor, kediyi besleyince oluşan duygu kendiliğinden mi oluşuyor ya da bunca insan arasında acıma duygusunu neden ben yaşıyorum da doyuruyorum diye kendini sorgulamalı; sorgulamalı ki birilerinin onu düşündüğünü karşılıksız mutluluk verebildiğini görebilmeli ;)
Psikoloji
Aynalar Koridorunda AşkMustafa Ulusoy · Kapı Yayınları · 20194,074 okunma
Balzac Hakkında
6/10
·184 syf.··
2024 11. kitabı
•Cemil Meriç'in kültürle olan munasebetinden olacak ki çevirileri düşünce dünyasının izlerini taşır. Balzac, kullandığı uzun cümleler ve kitabi sözcükler çeviride Cemil Meriç'e külfet verir. Dil düşüncenin evi, düşünce kültürün evidir ifadesiyle dilin önemini anlatmakta, çeviri yaptığı dillere olan hakimiyetini de eserlerinde görebilmekteyiz. Cemil Meriç, Balzac'ın tüm eserlerini bütünsel bir anlayışla yazdığını, her eserin diğerinin devamı olacak şekilde ilerlediğini ifade eder. Tüm eserleri tek bir tablo halinde sunan Balzac, hakikat fırçasıyla aldığı sosyal renkler ile resmini tamamlar. •Onüçlerin Romanı serisinin son kitabıdır. Hikaye Fransa'da onüc kişinin başından geçen olayların birbirleriyle olan ilişkisini sosyal, siyasi, psikolojik bir açıdan konu edinir. . Olaylar Paris cehenneminin uzun tasvirleriyle dolu olup işlenen tema döngüsel bir sürece dönüşür. Balzac bu onüc kişinin hayatını aslında insanlığın komedisi adlı romanının fantastik evrenine çevirir. Felfesik bir dil kullanmasından mıdır bilemedim kitap biraz ağır geldi :) *Altın Gözlü Kız'ı konu alan bir Fransız filmi de vardır.
Edebiyat
Altın Gözlü KızHonore de Balzac · İletişim Yayınları · 2016707 okunma
7/10
·72 syf.··
2024 13. kitabı
Akli olan gerçek, gerçek olan aklidir önermesinden aklı tasvir etmeye çalışır. İkisi birbirine tezat düşmez. Bu önermesinden dolayı Hegel felsefesi sağ ve sol hegelciler olmak üzere iki tarikata bölünür. Sağ hegelciler; var olan gerçekliğin halihazırda akli olduğu anlamına geldiğine, sol hegelciler; gerçekliğin gerçekten akli olabilmesi için değiştirilmesi gerektiğine inanırlar. Sağ hegelcilerde madde, öznedir. Sol hegelcilerde kişinin kendisi öznedir. Hegel'e göre yaşam tamamen karşıtlıklardan, çelişkilerden oluşur. Bir çiçeğin oluşabilmesi için meyvenin, meyvenin oluşabilmesi için de çiçeğin ortadan kalkması gerektiğini, yaşamın aynı anda varlık kazanamadığını söyler.O halde varlık olmanın gerçeği hem olmak hem de olmamaktır. Bu hem öldükten sonra dirilmeye hem de varlığı anlamlandırma bakımından güzel bir örnektir. Bu örneği geliştirmiş olduğu diyalektik mantık öğretisiyle sunar. Hegel'e göre mantık bilincin mekanıdır, gerçek ile özdeştir. Çünkü gerçeklik kendi içinde bir düzen ve sisteme sahiptir. Dünyanın, algıladıklarımızdan ibaret olduğunu söyler. İki kişinin zihninde oluşturduğu şeyin aynı olmadığını savunur. İnsan, dış dünyaya yüklediği anlamlar çabasından gerçekliği algılama becerisi kazanmıştır. Bunun zihnimizin bir ürünü olduğunu söyler. Son olarak Hegel matematiğin felsefeden güçlü olmasının nedenini; amacının çok açık olmasından kaynaklı olduğunu, öte taraftan matematik kesin ve somut olması bakımından felsefenin reddetmesi gereken bir bilim olmasını savunur.
Düşünce
Akıl Dediğimiz ŞeyGeorg Wilhelm Friedrich Hegel · Zeplin Kitap · 2019254 okunma
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 23. kitabı
Uzmanlık alanı psikiyatri olan Engin Geçtan "İnsan Olmak" kitabını 13 bölümden oluşturmuş, ilk bölümü Birey ve Toplum başlığı altında psikososyal açıdan insanın toplumlaşma araçları aracılığıyla kendini hayata atma serüvenini anlatır. Öncelikle hepimiz toplumu oluşturan birer fert olduğumuzun bilincindeyiz. Bir yeniliğe adım atacak olduğumuzda ilk önce kendimizden başlamamız gerektiği kanaatindeyiz. Bizi çevrelenen düşünceler, duygular, yaşam koşulları ve kalıtsal özellikler kişiliğimizin oluşmasına katkı sağlayan etkenlerdir. Kişinin çevresiyle olan ilişkisini kavraması, anlaması, kendini bulma yolunda sağduyulu olmasına yardımcı olacaktır. Anne-baba ve çocuk etkileşiminde bireyde oluşan travmalar ileriki dönemlerde karşısına çıkan olaylarda birer yansıma olarak görünecektir. Bu korkuyu doğurup, bireyin kötülük ve düşmanlık duygularını bastırmasına neden olur. İnsanlar bizim onlara gösterdiğimiz yanlarımızı kabul eder ve kendi benliğimize ait olmayan davranışlar içimizde bir savaş alanı oluşturur. İnsanın kendine yabancılaşmasına neden olur. İnsan değişmeyi kendi benliğiyle yüzleşmeyi göze alabildiği sürece değişebilir, böyle bir süreç oluşturabilir. İnsanı insan yapan, kendisi olmayı, olaylara etkin bir şekilde müdahale etmeyi gösteren bu yönümüzdür, yüzleşmektir. Dış etkenlere takılıp kalmadan kendini gerçekleştirmeyi amaçlayan bu süreci bazen biz bazen de çevremiz öldürür. İçinde bulunduğumuz kısır döngüden hem kendini anlamak hem de başkalarını anlamaya çalışarak çıkabiliriz. Çünkü başkasının gerçeklerini anladığımız sürece kendi yalnızlığımızdan kurtulabiliriz. İnsanları sevebilmek, onlarla baş edebilecek yöntemleri geliştirebiliriz.
Psikoloji
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,5bin okunma